Marcel Dzama’dan 5 Film Önerisi

24 Haziran 2025

Marcel Dzama’nın sinemayla kurduğu bağ, çizimlerinden video işlerine tüm eserlerinin temelinde yer alıyor. Aşağıdaki beş film, onun anlatım biçimini şekillendiren başlıca ilham kaynakları.

 

Aya Yolculuk (1902), Georges Méliès
Dzama’nın görsel stilini en başından beri etkileyen bu sinema öncüsü, sanatçının ay figürlerine olan ilgisinin de kaynağı. Aya Yolculuk’taki kamera hilelerinin etkisi Dzama’nın hem resimleri hem de video işlerinde yankı buluyor.

 

 

Kırmızı Pabuçlar (1948), Michael Powell ve Emeric Pressburger
Dzama’nın bale sevgisinin gerçek anlamda başlatan bir film. Özellikle filmin doruk noktasında yer alan sürreal sekans, sanatçının favori sinema sahnelerinden biri ve kendi üretimlerine büyük ilham sağlıyor.

 

 

Üçüncü Adam (1949), Carol Reed
Genç yaşta eski filmlere ve sinemaya aşık olmasını sağlayan bir yapım. Dönme dolap sahnesindeki Orson Welles’in konuşması Dzama için bir diyalog başyapıtı. Sanatçı ışık ve gölge kullanımlarının eserlerine yön verdiğini söylüyor.

 

 

M (1931), Fritz Lang
Gerilim ve mizansenin ustaca birleştiği zavallı bir seri katilin hikayesini anlatan klasik film “M”, temposuyla Dzama’ya göre pek çok filme ilham olmuştur. Peter Lorre’nin performansı ve filmdeki gölge oyunları ve ışık kullanımı, Dzama’nın video işlerine de yansıyor.

 

 

Kutsal Dağ (1973), Alejandro Jodorowsky
“Bu filmin tuhaflığı, sinemanın olanaklarını gerşekten genişletti” diyen Dzama için bu film geç gelen ama güçlü bir keşif. Her karesi bir fotoğraf gibi nitelendirilebilecek, çarpıcı bir görsel dünya.

 

 

Marcel Dzama’dan 5 Albüm Önerisi

Marcel Dzama’dan 5 Albüm Önerisi

Kanadalı sanatçı Marcel Dzama, Pera Müzesi’ndeki Ay Işığıyla Dans sergisinin üretim sürecinde en çok dinlediği beş albümü seçti. Post-punk derinliklerinden folk tınılarına uzanan bu liste, sanatçının görsel dünyasını besleyen seslere ışık tutuyor.

Organize Bir Kaos: Marcel Dzama ile Atölyesinde

Organize Bir Kaos: Marcel Dzama ile Atölyesinde

Marcel Dzama’nın Pera Müzesi’ndeki kişisel sergisi Ay Işığıyla Dans vesilesiyle Brooklyn’de bulunan atölyesinde buluşuyoruz. Bu çok soğuk Ocak gününde bizi sıcacık bir gülümsemeyle karşılıyor ve birkaç saatliğine onun gerçeküstü karakterler, müzik, dans, siyaset ve oyunla dolu dünyasına dahil oluyoruz.

ÇOK İŞ VAR YAPACAK <br>…lâkin zaman!

ÇOK İŞ VAR YAPACAK
…lâkin zaman!

Yitirilmiş bir dostun ardından ona, onun geride bıraktıklarına dönüp bakmak bugün bize ulaşanların izlerini sürerek ona dair, “eseri”ne dair bir şeyler yapmaya kalkışmak ne zor işmiş! Samih Rifat’ın, birbirimize seslendiğimizde kullandığımız unvanıyla “Samih Usta”nın fotoğrafları, filmleri, desenleri, çevirileri, şiirleri, kitapları ve defterleri etrafında, birlikte farklı kurumlarda mesai yaptığı arkadaşlarının çalıştığı Pera Müzesi’nde açılacak bir sergi ve başka bazı etkinlikler yapma  hazırlama sorumluluğunu üstlendiğimde doğrusu bu zorluğu sezmiş ama köklerinin ne denli derine inebileceğini tam olarak kavramamıştım. Birden fazla nedenle.