12 Kasım 2025
Sonia Boyce, sanatı yalnızca kişisel bir ifade biçimi olarak değil, bir topluluğun hafızasını yeniden inşa etme yolu olarak görüyor. Ortak Duygular: British Council Koleksiyonu’ndan Yapıtlar sergisine paralel hazırladığımız bu yazı, 1980’lerin “British Black Arts Movement”ının (Britanya Siyah Sanat Hareketi) öncü isimlerinden Boyce’un pratiğine odaklanıyor.
1962 Londra doğumlu Sonia Boyce, ırk, toplumsal cinsiyet ve kimlik meselelerini işlerken kişisel deneyimiyle kolektif hafıza arasında köprüler kuruyor.
Lucian Freud’dan Sonra: Boyce ve Siyah Bedenin Temsili
Boyce’un 1980’lerdeki erken dönem çalışmaları, Britanya’da siyah bir kadın olarak yaşamanın çok katmanlı deneyimini figüratif çizimler aracılığıyla görünür kılıyor. 1986 tarihli O Onları Yukarı Tutmuyor, Tutunuyor (Bir İngiliz Gülü) adlı eserde sanatçı, siyah güllerle bezeli pembe bir elbise içinde, ellerinin üzerinde durarak ailesinin yükünü taşıyor.
Siyah güller —İngiliz kimliğinin sembolü olan gülün ters yüz edilmiş hâli— Boyce’un hem aidiyet hem dışlanma duygusunu bir araya getiriyor. O dönemde ekonomik koşullar nedeniyle modellerle çalışamayan sanatçı, kendi bedenini model olarak kullanıyor ve bu durum zamanla otobiyografik bir tavra dönüşüyor.
Boyce, bu tercihini şöyle açıklıyor:
“İnsanlar yalnızca kendimden bahsediyormuşum gibi okumak istiyordu. Oysa ben ailemin ve topluluğumun Britanya’da nasıl var olduğunu anlamaya çalışıyordum.” (1)
1990’ların başında Boyce, figüratif çizimlerden uzaklaşıp işbirliğine ve performansa dayalı bir pratiğe yöneliyor. Kendi deyimiyle “yalnızca kendinden bahsetmeye izin verilen” bir konumdan çıkarak, sanatın kolektif bir süreç olabileceğini keşfediyor. (2)
Bu dönüşümün sonucu olarak 1999’da başlattığı Devotional Collection projesi, Boyce’un toplulukla kurduğu etkileşimin simgesine dönüşüyor. Liverpool’da başlayan bu projede, kadınlardan hayatlarındaki ilk plaklarını anlatmaları ve sevdikleri siyah Britanyalı kadın müzisyenlerin isimlerini paylaşmaları isteniyor. Zamanla Sade, Ms Dynamite, Poly Styrene ve Joan Armatrading gibi isimleri içeren bu kolektif arşiv, siyah kadın müzisyenlerin Britanya kültüründeki görünmez tarihine bir anıt niteliği taşıyor. Boyce, bu projeyi “ortak bir şarkı söyleme hâli” olarak tanımlıyor.
2022’de 59. Venedik Bienali’nde İngiltere’yi temsil eden Boyce, Feeling Her Way adlı enstalasyonuyla Altın Aslan ödülünü kazandı. Besteci Errollyn Wallen’ın rehberliğinde Poppy Ajudha, Jacqui Dankworth, Sofia Jernberg ve Tanita Tikaram gibi müzisyenlerle birlikte üretilen bu iş, doğaçlama ve karşılıklı dinlemeye dayalı bir ses deneyimi sunuyordu.
Proje, Devotional Collection’ın devamı niteliğindeydi ve caz müziğinin sınıflandırmadan kaçan doğasını kutluyordu. Boyce’un yaklaşımı, toplulukla çalışmanın etik boyutlarını da tartışmaya açtı: “Bir yeri terk ettiğinizde ne olur? Arkada bıraktığınız insanlara ne olur?” (3)
Sanatçı, işlerinin yalnızca üretim sürecine değil, sonrasına da odaklanarak katılımcıları güçlendirmeyi ve onların seslerine alan açmayı amaçlıyor.
Pera Müzesi’ndeki Ortak Duygular sergisinde yer alan 1990 tarihli Yastık Kılıfı, Boyce’un figüratif dönemden performatif üretimlere geçişini yansıtıyor. Gazetelerdeki izdivaç ilanlarını bir araya getiren bu çalışma, insanların kendilerini birkaç kelimeyle tanımlama biçimlerine ironik bir mesafeyle yaklaşıyor.
“Bekâr, 34 yaşında, çalışkan erkek” ya da “20 yaşında, yakışıklı, iyi eğitimli Jamaikalı erkek” gibi ifadeler; kimliğin pazarlanabilir bir forma indirgenmesini eleştiriyor. Sonia Boyce, bu işte kategorilerin ve sıfatların insan deneyimini nasıl daralttığını gösteriyor, tıpkı bugünün dijital tanışma uygulamaları gibi.
Boyce’un sanatı, bireysel ve kolektif anlatılar arasında sürekli bir müzakere alanı yaratıyor. Ortak Duygular sergisinin çoğul sesleri bir araya getiren yapısı, sanatçının kırk yılı aşkın süredir sürdürdüğü bu katılımcı pratiğiyle kesişiyor. Boyce, özgürlüğün yalnızlıkta değil, başkalarıyla kurulan ilişkilerde anlam kazandığını hatırlatıyor.
Yazı: Melih Aydemir
Lucian Freud, insan bedenine yalnızca bir yüzey olarak değil, ruhun ağırlığını taşıyan bir alan olarak bakan bir ressamdı. Ortak Duygular: British Council Koleksiyonu’ndan Yapıtlar sergisi kapsamındaki yazı dizisinde bu kez, Freud’un figüratif resim anlayışını ve bedenin psikolojisini resme nasıl taşıdığını inceliyoruz. Sanatçı, insan figürüne yaklaşımıyla 20. yüzyıl İngiliz sanatında kalıcı bir iz bıraktı; bedenin estetik temsilini değil, varoluşun kırılgan derinliğini görünür kıldı.
Wolfgang Tillmans, fotoğrafın hem gündelik hayatı belgeleme hem de soyutlama kapasitesini aynı anda kullanan; özgürlük, arzu ve toplumsal dönüşüm üzerine ürettiği görüntülerle çağdaş fotoğraf pratiğini dönüştüren bir sanatçı. Ortak Duygular: British Council Koleksiyonu’ndan Yapıtlar sergisinde Concorde serisiyle yer alan Tillmans, Berlin’in kuir gece hayatından Concorde uçaklarına uzanan geniş bir yelpazede, görmenin ve var olmanın alternatif biçimlerini araştırıyor.
Salı - Cumartesi 10.00 - 19.00
Cuma 10.00 - 22.00
Pazar 12.00 - 18.00
Müze Pazartesi
günü kapalıdır.
Çarşamba günleri öğrenciler müzeyi
ücretsiz ziyaret edebilir.
Tam: 300 TL
İndirimli: 150 TL
Grup: 200 TL (toplu 10 bilet ve üstü)