Bir Rüyanın İnşası: Arnavutluk Sanatında Toplumcu Gerçekçilik
Çevrimiçi Atölyeler

13 Ağustos - 24 Eylül 2020

Pera Müzesi Öğrenme Programları, 13-17 Ağustos 2020 tarihleri arasında, Bir Rüyanın İnşası, Arnavutluk Sanatında Toplumcu Gerçekçilik adlı sergiye paralel olarak 7-12 yaş grubuna yönelik çevrimiçi atölye düzenliyor.

Atölyede; çocuk hakları ve özgürlük konularına odaklanılıyor, çocuklar renkli boyalar, kağıt gibi malzemeler ile düşüncelerini sanat aracılığıyla ifade ediyor.

13 Ağustos

14.00 Poster Tasarımı

20 Ağustos

14.00 Poster Tasarımı

27 Ağustos

14.00 Poster Tasarımı

10 Eylül

16.00 Poster Tasarımı

17 Eylül

16.00 Poster Tasarımı

24 Eylül

16.00 Poster Tasarımı

İlişkili Sergiler

Bir Rüyanın İnşası

Resim, afiş ve çizimler aracılığıyla Arnavut toplumsal gerçekçiliğine odaklanan sergi, sosyalizmin kuruluş ilkelerini işçi sınıfında yaymayı amaçlayan siyasi tavrın hâkim olduğu diktatörlük dönemi görsel sanatlarından bir seçki sundu.

Bir Rüyanın İnşası

Müzemizin cephesinde yer alan dev boyutlu fotoğrafı fark ettiniz mi?

Müzemizin cephesinde yer alan dev boyutlu fotoğrafı fark ettiniz mi?

Müzemizin cephesinde yer alan dev boyutlu fotoğrafı fark ettiniz mi? “Balkanlardan Gelen Soğuk Hava” sergisi kapsamında sergide yer alan sanatçıların eserlerini paylaşmaya devam ediyoruz. 

Etel Adnan

Etel Adnan

1925 yılında Beyrut’ta dünyaya gelen Etel Adnan’ı anlatmaya tüm söyleşilerinde kendinden bahsederken kullandığı ilk cümleleri alıntılayarak başlamalı: “Annem İzmirli bir Rum. Babam Şamlı bir Osmanlı kurmay subayı.”

Lucian Freud: Bedenin Psikolojisi ve Figüratif Resmin Sınırları

Lucian Freud: Bedenin Psikolojisi ve Figüratif Resmin Sınırları

Lucian Freud, insan bedenine yalnızca bir yüzey olarak değil, ruhun ağırlığını taşıyan bir alan olarak bakan bir ressamdı. Ortak Duygular: British Council Koleksiyonu’ndan Yapıtlar sergisi kapsamındaki yazı dizisinde bu kez, Freud’un figüratif resim anlayışını ve bedenin psikolojisini resme nasıl taşıdığını inceliyoruz. Sanatçı, insan figürüne yaklaşımıyla 20. yüzyıl İngiliz sanatında kalıcı bir iz bıraktı; bedenin estetik temsilini değil, varoluşun kırılgan derinliğini görünür kıldı.