Yüzün Topoğrafyası
Rahmi Öğdül

Konuşma

31 Ocak 2018 / 18:30

Akademisyen, sanat yazarı ve radyo programcısı Rahmi Öğdül, Bana Bak! ”la Caixa” Çağdaş Sanat Koleksiyonu’ndan Portreler ve Diğer Kurmacalar sergisi kapsamında yapacağı konuşmada, duyguların akışkan yüzeyi olarak “yüz” kavramını inceliyor. Portre bir temsil mi yoksa bir imge midir? Göçebelerin yüzleri ile yerleşiklerin yüzleri bir midir? 19. yüzyılın norm ve norm dışı yüzleri nelerdir? Denetim toplumunda yüzsellik nedir? Öğdül, Üst Paleolitik dönemden günümüze kadar portre kavramını farklı bir bakış açısıyla ele alıyor. 

Bana Bak! ”la Caixa” Çağdaş Sanat Koleksiyonu’ndan Portreler ve Diğer Kurmacalar sergisi kapsamında gerçekleştirilecek konuşma etkinlikleri 15 Şubat’ta Ayşe Uslu ve 22 Şubat’ta Nermin Saybaşılı söyleşileriyle devam edecek.

Rahmi Öğdül, 1960’da İstanbul’da doğdu ve yaşamını İstanbul’da öğretim görevlisi, sanat ve kültür eleştirmenliği ve radyo programcılığı yaparak sürdürüyor. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde Mimarlık Fakültesi, Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Lisans eğitiminde “Temel Tasarım Felsefesi” ve Yüksek Lisans eğitiminde “Mekân ve Beden Temsilleri” derslerini, İstanbul Bilgi Üniversiteleri’nde ise “Beden Temsilleri” ve “Doğa Temsilleri” derslerini vermektedir. BirGün Gazetesi’nde her cuma kültür sanat yazıları yazıyor ve Açık Radyo’da Evrim Altuğ ile birlikte ‘Yolgeçen’ adlı kültür-sanat programı hazırlayıp sunuyor. 

Sergi salonunda gerçekleştirilecek etkinlik ücretsizdir. Yerler sınırlıdır, rezervasyon alınmamaktadır. Etkinlik dili Türkçedir.

Süreli Sergi

Bana Bak!

Bana Bak! ”la Caixa” Çağdaş Sanat Koleksiyonu’ndan Portreler ve Diğer Kurmacalar sergisi, sanat tarihindeki en eski ifade biçimlerinden biri olan portreyi, günümüz çağdaş sanat üretimleriyle yeniden ele aldı. 

Bana Bak!

Haliç

Haliç

Batılı ressamların İstanbul’u konu alan resimleri söz konusu olduğunda Haliç çok özel bir yere ve öneme sahiptir. Topkapı Sarayı ve anıtsal yapıların yer aldığı Tarihi Yarımada’yla, batılıların konakladığı, yabancı elçiliklerin yer aldığı Galata’yı birbirinden ayıran bu su kütlesi, geçişimli bir sınır gibidir adeta. 

Osmanlı’da Kahve İkramı

Osmanlı’da Kahve İkramı

Osmanlı saray ve konak haremlerinde kahve ikramı törenle yapılırdı. Önce gümüş tatlı takımı ile tatlı (reçel) sunulur, ardından kahve ikramı başlardı. Kahve güğümü, tombak, gümüş veya pirinçten yapılmış, ortasında kor ateş bulunan ve kenarlarına takılı üç zincirden tutularak taşınan sitile oturtulurdu. Sitil örtüsü ise, yuvarlak, atlas veya kadifeden, sırma, sim, pul, hatta inci ve elmas işlemeli olurdu.

Gece Yarısı Hikâyeleri: Kırmızı Buton <br> Funda Özlem Şeran

Gece Yarısı Hikâyeleri: Kırmızı Buton
Funda Özlem Şeran

Çölde gece sakindi. Fareler bile ortalıkta yoktu. Karanlığın içinde birkaç LED yanıp sönüyor, dönüp duran bir fanın sesi sonsuz boşluğu dolduruyordu. Sessizliği bölen konuşma hiçbir yere varmıyor gibiydi.