Eraserhead

  • 9 Eylül 2026 / 19.00
  • 4 Ekim 2026 / 15.00

Yönetmen: David Lynch
Oyuncular: Jack Nance, Charlotte Stewart, Allen Joseph, Jeanne Bates
ABD, 1977, 89', DCP, siyah beyaz
İngilizce; Türkçe altyazılı

David Lynch’in ilk uzun metrajlı filmi, sinema tarihinin en nev-i şahsına münhasır, rahatsız edici ve büyüleyici başyapıtlarından biri. Karanlık ve kasvetli bir endüstriyel kâbus atmosferinde geçen Eraserhead; içine kapanık Henry Spencer’ın, kız arkadaşının dünyaya getirdiği deforme ve sürekli ağlayan bebeğiyle baş başa kalmasını konu alır. Baba olma korkusu, yabancılaşma ve cinsel kaygılarla örülü bu hikâye, geleneksel anlatı yapısını tamamen reddederek seyirciyi doğrudan karakterin zihinsel sanrılarına ortak eder.

Bağımsız koşullarda ve yıllara yayılan zorlu bir yapım süreciyle tamamlanan film, 1970'lerin Amerika’sında kült yapımları doğuran "Gece Yarısı Sineması" (Midnight Movie) akımının en önemli simgelerinden birine dönüşmüştür. Stanley Kubrick’in The Shining’i çekmeden önce oyuncularına doğru ruh hâlini yakalamaları için izlettiği bu siyah-beyaz deneysel başyapıt, mekanik gürültüler ve rüzgâr uğultularıyla örülü çığır açıcı ses tasarımıyla da sinema literatürüne kazınmıştır.

Şimdi Uzaklardasın

Eraserhead

Şimdi Uzaklardasın

Kahvaltı Kulübü

Şimdi Uzaklardasın

Genç ve Heyecanlı

Şimdi Uzaklardasın

Yılan Gözler

Şimdi Uzaklardasın

Ucuz Roman

Şimdi Uzaklardasın

Büyük Lebowski

Şimdi Uzaklardasın

Harold ve Maude

Geleceği Hatırlamak

Geleceği Hatırlamak

Bir koleksiyona veya arşive bakarak gelecek nasıl kurgulanabilir? Seramiğin dayanıklı yapısı onu hayal edebildiğimiz zamanın sonuna dek kalıcı kıldığından geleceğin nasıl hatırlanabileceğini bir seramik koleksiyonu aracılığıyla düşünmek zihin açıcı olabilir. Sergi kapsamında üretilen eserler, geçmişe dair önemli ipuçları taşıyan bir koleksiyonu taze bir perspektifle ele alma ve geleceği hatırlamaya dair bir adım atma potansiyeli taşıyor. 

Charlotte Wells’ten Bir Not

Charlotte Wells’ten Bir Not

Hafıza güvenilmesi güç bir şeydir: ayrıntılar belirsizleşir ve öngörülemez bir hâl alır. Hatırlamak için gayret ettikçe daha az şey görürsünüz. Kendisini durmadan çürüten bir hafızanın anısı... Son zamanlarda kendimi, duyguların daha dirençli olduğu noktasında ikna etmeye çalışırken buluyorum; ne var ki bu, epey zor bir iş.

Tracey Emin: Mahremiyetin Kamusal Dili ve Otobiyografik Yaklaşımlar

Tracey Emin: Mahremiyetin Kamusal Dili ve Otobiyografik Yaklaşımlar

Tracey Emin, kişisel deneyimlerini saklamaktan ziyade sergileyerek, mahremiyeti çağdaş sanatın en görünür alanlarından birine taşıyan bir sanatçı. Ortak Duygular: British Council Koleksiyonu’ndan Yapıtlar sergisinde yer alan çalışmaları üzerinden, 1990’ların çağdaş sanat dünyasının en tartışmalı figürlerinden biri olan Emin’in, otobiyografik deneyimi sanat diline dönüştüren pratiğine yakından bakıyoruz.