Yeniden Derleme

Pera Müzesi’nin Kesişen Dünyalar: Elçiler ve Ressamlar sergisinde, Jean-Baptiste Hilair’in (1753, Audun-le-Tiche – 1822 sonrası, Paris) Yeni Cami ve İstanbul Limanı resmi, Casper Faassen’in dikkatini çeken önemli bir eser oldu. Hilair, resmin alt kısmında bulunan notta da belirttiği üzere, bu eserinde Fransız Büyükelçisi Choiseul-Gouffier’nin topladığı antik eserlerin Fransa’ya gönderilmek üzere bir gemiye yüklenmesini konu edinmişti.

Hilair’in Chuiseul-Gouffier’le iş birliği 1776’da, her ikisi de Ege’nin haritasını çıkartmak için Osmanlı İmparatorluğu’na geldiklerinde başlamıştı. Hilair’in resimlerinin pek çoğu daha sonra Choiseul-Gouffier’nin antik dönem ören yerlerini ve manzaraları betimleyen, zengin resim içeriğiyle anıtsal bir albüm olan Voyagé Pittoresque de la Grèce’de yayımlanmıştı. Topografya ve atmosfer detayları konusunda rafine bir göze sahip olan sanatçıyla klasik antikiteye hayran bir diplomat arasındaki iş birliği, Choiseul-Gouffier 1784’te Fransa’nın İstanbul’daki büyükelçisi olarak atanınca da devam etti. Bu sayede, Hilair’in bahsi geçen resmi sadece bir liman görünümünün kaydı değil, aynı zamanda Aydınlanma Dönemi eser derleme pratiklerinin ve erken dönem kültürel yer değiştirme mekanizmalarının görsel bir belgesi olarak değerlendirilir.

Faassen’in Yeniden Derleme serisine ilham veren, taş eserlerin tam da gemiye yüklenmesinin betimlendiği andır. Bu işlerinde Faassen, yerleri değiştirilerek zamanla yeni bağlamlar içine alınmış kalıntıların yaptığı yolculuğun izini sürerek, koleksiyon oluşturma amacıyla kültürel mirasa ait objelerin derlenmesi ve nakledilmesi fikrini yeniden değerlendirmeye açıyor. Bir zamanlar kaynağından koparılmış objeleri yalıtarak ve yeniden yorumlayarak mülkiyet, el koyma ve hafızaya ilişkin sorularla izleyicisini yüzleştiriyor. Aydınlık ve yarı saydam tabakaların çağrıştırdığı, aynı anda hem mevcut olma hem de olmama hâllerini görünür kılan kendine özgü görsel dili aracılığıyla Faassen bu objeleri, tarih ve kaybedilmiş olan arasında havada asılı duran, uçucu yeniden derlemelere dönüştürüyor.

Yeniden Derleme’ de sanatçı Hilair’in anlatısını sembolik olarak tersine çeviriyor: Hilair antik buluntuların İstanbul’dan yola çıkışını belgelerken Faassen geri dönüşlerini sahneliyor. Betimlediği bazı taş eserler Yeni Cami ve İstanbul Limanı resminde olmasalar da, Choiseul-Gouffier’nin gezileriyle ilintili farklı kazı alanlarından çıkan buluntular arasında. Faassen bu yorumuyla dağınık tarih parçalarını bir araya getirirken, kültürel miras objelerini iade etmenin soyut ifadesi olarak eserlerin yola çıkış ânını yeniden canlandırıyor.

Bu şekilde, Hilair’in bir zamanlar tanık olduğu kültürel hazinelerin gemiye yüklenme eylemi Faassen için hem konuya hem de metafora dönüşüyor; hareket, hafıza ve sanatın sonraki yaşamı üzerine güncel bir tefekkür için başlangıç noktası.

Çok yönlü bir sanatçı olan Casper Faassen (1975), Hollanda’nın Leiden kentinde yaşıyor ve çalışıyor. Erken yaşlardan itibaren sanatla uğraşan Fassen, çoğunlukla fotoğraf çalışmaları yapsa da ressam geçmişi, yarı saydam tabakalardan oluşan işlerinde kendini gösteriyor. Yapıtlarını genel olarak manzaralar, portreler ve Yeniden Derleme serileri olarak üç ana kategoriye ayırabileceğimiz Faassen’in eserleri, Paris Photo, AIPAD New York ve Photo London gibi dünya çapında pek çok sergi ve sanat fuarında yer almış, 2007 ve 2019 yıllarında Hollanda’da “Yılın Sanatçısı” yarışmasında “Yılın En Yeteneklisi” ödülünü, Photo Basel’de ise ALPA Ödülü’nü kazanmıştır.

Nesnelerin Hafızası

Nesnelerin Hafızası

Hediyelik eşyaların kültürel tarihini ele aldığı kitabında Rolf Potts bu tür nesnelerin kişisel hikâyelerle anlam kazandığından bahseder: Nesneler sakladıkları hikâyelerle hatıralara dönüşür. Hatıraları dünyayı değerlendirmek için değil, kendi hikâyemizi anlatmak için toplarız.

Venedik balyosunun Topkapı Sarayı’na kabulü

Venedik balyosunun Topkapı Sarayı’na kabulü

1699’dan 1737’deki ölümüne kadar İstanbul’da yaşayan Valenciennes’li ressam Jean-Baptiste Vanmour’un eserleri arasında Avrupalı elçilerin kabul törenlerini betimleyen seriler özel bir yere sahiptir. 

Deniz Hamamları

Deniz Hamamları

Evliya Çelebi’nin ünlü eseri Seyahatname’den anlaşıldığı üzere deniz hamamlarının geçmişi 17. yüzyıla dayanır, kabul görerek yaygınlaşması ise Batılılaşmanın da etkisiyle 19. yüzyılın ortalarını bulur.