1 Ocak’ta Evde: Yeni Yılın İlk Gününe Eşlik Edecek 10 Film

30 Aralık 2025

Yeni yılın ilk günü bazen “yeniden başlama” iddiasından çok, yavaşlamayı ve toparlanmayı çağırır. 1 Ocak’ı evde geçirirken bir yandan dinlenmek, bir yandan da iyi hikâyelerin içine sığınmak isteyenler için; büyüme hikâyelerinden sürreal komedilere, şiirsel romantizmden distopik kâbuslara uzanan 10 filmlik bir seçki hazırladık.

Kimi film yeni başlangıçlara göz kırpıyor, kimi “eski hayat”la hesaplaşıyor; kimi de yalnızca iyi sinemanın o güvenli, tanıdık konforunu sunuyor.

 

Licorice Pizza (2021) 

 

Paul Thomas Anderson, 1970’ler Kaliforniya’sında geçen bu büyüme hikâyesinde gençliğin enerjisini, yanlış kararlarını ve küçük mucizelerini yan yana getiriyor. Alana ve Gary’nin gelgitli yakınlığı; aşk, arkadaşlık ve özgürlük duygusunu aynı anda taşıyan, seyir keyfi yüksek bir yolculuğa dönüşüyor. Nostaljik atmosferi ve müzik kullanımıyla yılın ilk gününe “hafif ama dopdolu” bir başlangıç.

Licorice Pizza'yı MUBI'de izleyebilirsiniz.

 

Aaahh Belinda (1986)

 

Bir sabah uyanıp, kendinizi ideolojik olarak karşı olduğunuz hayatın tam ortasında bulsanız ne yapardınız? Atıf Yılmaz; fantastik komedi ve sürrealizmi birleştirirken, tüketim kültürüyle kadınlara biçilen rolleri keskin bir hicve dönüştürüyor. Müjde Ar’ın unutulmaz performansı, filmin tuhaflığını da öfkesini de sahici kılıyor.

Aaahh Belinda’yı MUBI’de izleyebilirsiniz. 

 

Köprü Üstü Aşıkları (The Lovers on the Bridge, 1991)

 

Leos Carax, Paris’in en eski köprülerinden Pont-Neuf’te hayatta kalmaya çalışan iki “dışarıda kalmış” karakterin hikâyesini şiirsel bir yoğunlukla anlatıyor. Sokakların sertliğiyle romantizmin kırılganlığı yan yana yürürken, film aşkın hem cesaret hem de bencillik tarafını eşit biçimde görünür kılıyor. 1 Ocak’a yakışan türden: hem rüya gibi hem çok gerçek.

Köprü Üstü Aşıkları’nı MUBI’de izleyebilirsiniz.

 

Kahkahalar Kralı (The King of Comedy, 1982) 

 

Martin Scorsese’nin karanlık mizahı; şöhret arzusunu, “temsil”in cazibesini ve medyanın kimlik üretimini acı bir yerden kurcalıyor. Rupert Pupkin, sahne ışıkları için her şeyi göze alırken izleyici de rahatsız edici bir soruyla baş başa kalıyor: Ün, gerçekten “var olmak” mıdır? Yeni yıla biraz keskin bir tat katmak isteyenlere.

Kahkalar Kralı’nı HBO Max’ta izleyebilirsiniz.

 

Yaman Tilki (Fantastic Mr Fox, 2009) 

 

Wes Anderson’ın stop-motion evreni, 1 Ocak’a iyi gelen bir “alternatif gerçeklik” gibi: tuhaf, sıcak ve ince mizahla dolu. Tilki ailesinin düzeni, eski alışkanlıkların geri dönüşüyle sarsılır; ama film, iyi-kötü ayrımını bile Anderson’a özgü bir gri alanda dolaştırır. Hem ailece izlemelik hem de ayrıntıları yakaladıkça güzelleşen bir masal.

Yaman Tilki’yi HBO Max’ta izleyebilirsiniz.  

 

Brazil (1985)

 

Terry Gilliam’ın distopyası; bürokrasinin absürtlüğünü, iktidarın soğuk yüzünü ve “kaçış” olarak hayal kurmayı Kafkaesk bir kâbusa dönüştürüyor. Sam Lowry’nin gündüz düşleri, sistemin çarkları sıkıştıkça daha da büyüyor; küçük bir hata ise dev bir karmaşayı tetikliyor. Yılın ilk gününde “dünyaya bir mesafe koymak” isteyenler için birebir.

Brazil’i HBO Max’ta izleyebilirsiniz.

 

Aşk Sarhoşu (Punch-Drunk Love, 2002) 

 

Paul Thomas Anderson, romantik komedinin alışıldık şablonlarını iki nevrotik karakterin kırılganlığıyla tersyüz ediyor. Adam Sandler ve Emily Watson’ın kimyası; utangaçlık, öfke patlamaları ve ani cesaret anlarıyla örülü, tuhaf ama çok insani bir aşk hikâyesi yaratıyor. Yeni yılın ilk gününe “kalabalıktan uzak” bir romantizm.

Aşk Sarhoşu’nu Netflix’te izleyebilirsiniz.

 

Roma (2018)

 

Alfonso Cuarón’un hem kişisel hem politik belleğe yaslanan başyapıtı, bir evin içinden bir ülkenin tarihine açılıyor. Cleo’nun gündelik emeği, kırılganlığı ve direnci; sınıf, aidiyet ve sevgi ekseninde unutulmaz bir sinema diline dönüşüyor. Sessiz ama sarsıcı; 1 Ocak’ta uzun uzun düşünmek isteyenlere.

Roma’yı Netflix’te izleyebilirsiniz.

 

Geçmişi Olmayan Adam (The Bourne Identity, 2002)

 

Hafızasını kaybetmiş bir adam, kim olduğunu bulmaya çalışırken peşine düşen suikastçılarla Avrupa’nın içinde nefes nefese bir kovalamacaya sürüklenir. Akıllıca kurgulanmış bir “gizem-aksiyon” dengesi kuran film, seri başlangıcı olmanın avantajıyla ipuçlarını da tam kararında dağıtır. 1 Ocak’a tempo getirmek için ideal.

Geçmişi Olmayan Adam’ı Prime Video’da izleyebilirsiniz.

 

Billy Elliot (2000)

 

1980’ler İngiltere’sinde maden işçilerinin grevi sürerken, 11 yaşındaki Billy’nin dansla açılan dünyası; sınıfsal baskıları ve cinsiyet kalıplarını adım adım kırıyor. Azim, dönüşüm ve “sanat herkes içindir” fikrini taşıyan film, yeni yıla iyi gelen türden bir umut bırakıyor geride.

Billy Elliot’u MUBI’de izleyebilirsiniz.

ÇOK İŞ VAR YAPACAK <br>…lâkin zaman!

ÇOK İŞ VAR YAPACAK
…lâkin zaman!

Yitirilmiş bir dostun ardından ona, onun geride bıraktıklarına dönüp bakmak bugün bize ulaşanların izlerini sürerek ona dair, “eseri”ne dair bir şeyler yapmaya kalkışmak ne zor işmiş! Samih Rifat’ın, birbirimize seslendiğimizde kullandığımız unvanıyla “Samih Usta”nın fotoğrafları, filmleri, desenleri, çevirileri, şiirleri, kitapları ve defterleri etrafında, birlikte farklı kurumlarda mesai yaptığı arkadaşlarının çalıştığı Pera Müzesi’nde açılacak bir sergi ve başka bazı etkinlikler yapma  hazırlama sorumluluğunu üstlendiğimde doğrusu bu zorluğu sezmiş ama köklerinin ne denli derine inebileceğini tam olarak kavramamıştım. Birden fazla nedenle.

Aşk ve Müzikte Ölümüne Sadakat

Aşk ve Müzikte Ölümüne Sadakat

Bu Bir Aşk Şarkısı Değil sergisi proje yöneticileri Fatma Çolakoğlu ve Ulya Soley, Nick Hornby’nin edebiyat ve müziğin yollarını kesiştiren etkileyici hikâyesi Ölümüne Sadakat’i anlatıyor! 

Konstantinopolis’te Mucizevi Şifalar

Konstantinopolis’te Mucizevi Şifalar

Göz kamaştırıcı güzellikleriyle Konstantinopolis’in ihtişamını yaratan kutsal mekânlar, aynı zamanda değerli röliklerin saklandığı yerlerdi ve bu nedenle şifa kaynaklarıydı.