Çövkan

  • 25 Ocak 2014 / 14.00
  • 29 Ocak 2014 / 19.00

Yönetmen: Rafig Guliyev
Azerbaycan; 11’, 2011, renkli
Azerice; Türkçe altyazıyla

Bu film, Azerbaycan’ın ulusal sporu olan ve Orta Çağ’dan beri oynanan “çövkan”dan minyatürler sunuyor. Agdamlı çoban Cafer ve atı Baykurt’un dostluğu ele alınıyor. Çövkanın adı, oyunda kullanılan ve hokey sopasına benzeyen tahta aletten geliyor. Çövkan oyunu Dede Korkut’ta (MS 7. yy) ve Nizami’nin şiiri “Hüsrev ile Şirin”de de geçiyor. At sırtındaki oyuncular, ellerindeki ucu kıvrık bir tahta sopa olan çövkanla topa vurarak rakip kaleye gol atmaya çalışıyor; bütün oyuncular ulusal giysiler (şapka, arkalık ve pantalon) giyiyor.

“Bu Kino Çox Gözal” <br/>Azerbaycan Sineması

Arşın Mal Alan

“Bu Kino Çox Gözal” <br/>Azerbaycan Sineması

Yarasa

“Bu Kino Çox Gözal” <br/>Azerbaycan Sineması

Buta

“Bu Kino Çox Gözal” <br/>Azerbaycan Sineması

Kale

“Bu Kino Çox Gözal” <br/>Azerbaycan Sineması

Kutsal Hayvan

“Bu Kino Çox Gözal” <br/>Azerbaycan Sineması

40. Kapı

“Bu Kino Çox Gözal” <br/>Azerbaycan Sineması

Çövkan

“Bu Kino Çox Gözal” <br/>Azerbaycan Sineması

Çölcü

Çövkan

İstanbul: Öncesi & Sonrası

İstanbul: Öncesi & Sonrası

Suna ve İnan Kıraç Vakfı Fotoğraf Koleksiyonu’ndan seçtiğimiz, 1850’lerden 1980’lere tarihlenen İstanbul fotoğraflarındaki manzara ve mekanları, bu yerlerin günümüzdeki görünümleriyle birlikte sunuyoruz!

ÇOK İŞ VAR YAPACAK <br>…lâkin zaman!

ÇOK İŞ VAR YAPACAK
…lâkin zaman!

Yitirilmiş bir dostun ardından ona, onun geride bıraktıklarına dönüp bakmak bugün bize ulaşanların izlerini sürerek ona dair, “eseri”ne dair bir şeyler yapmaya kalkışmak ne zor işmiş! Samih Rifat’ın, birbirimize seslendiğimizde kullandığımız unvanıyla “Samih Usta”nın fotoğrafları, filmleri, desenleri, çevirileri, şiirleri, kitapları ve defterleri etrafında, birlikte farklı kurumlarda mesai yaptığı arkadaşlarının çalıştığı Pera Müzesi’nde açılacak bir sergi ve başka bazı etkinlikler yapma  hazırlama sorumluluğunu üstlendiğimde doğrusu bu zorluğu sezmiş ama köklerinin ne denli derine inebileceğini tam olarak kavramamıştım. Birden fazla nedenle.

Osmanlı’da Kahve İkramı

Osmanlı’da Kahve İkramı

Osmanlı saray ve konak haremlerinde kahve ikramı törenle yapılırdı. Önce gümüş tatlı takımı ile tatlı (reçel) sunulur, ardından kahve ikramı başlardı. Kahve güğümü, tombak, gümüş veya pirinçten yapılmış, ortasında kor ateş bulunan ve kenarlarına takılı üç zincirden tutularak taşınan sitile oturtulurdu. Sitil örtüsü ise, yuvarlak, atlas veya kadifeden, sırma, sim, pul, hatta inci ve elmas işlemeli olurdu.