Natura Urbana | Berlin'in Boş Arazileri

Yönetmen: Matthew Gandy
Birleşik Krallık, Almanya, 2017, 72', renkli
Almanca, İngilizce; Türkçe altyazılı

Natura Urbana, savaş sonrası Berlin tarihini bitkileri üzerinden anlatıyor. Film bizi Trümmerlandschaften’in (enkaz peyzajları) eşsiz ekolojilerinden, kentin sınırlarındaki Friedrichshagen su sisteminin terk edilmiş çatılarına götürüyor. Bu yolculuk karşımıza, tüm dünyadan gelmiş ve demiryolu raylarının arasında, sokak köşelerinde ve Berlin Brachen’inde (başıboş bırakılmış alanlar) kendiliğinden yetişen bitkileri çıkarıyor. 

Natura Urbana’da, Berlin’in değişen bitki örtüsü, savaş zamanı yıkımı, jeopolitik bölünme ve kentsel dönüşümün son aşamasına paralel bir tarih sunuyor. Film bizi Berlin’in kaldırım taşlarının çatlaklarındaki botanik mikrokozmdan tüm şehri ayrı ekolojik bölgelerine göre haritalandırma çabalarına, eşsiz bir yolculuğa çıkartıyor. 

Natura Urbana | Berlin'in Boş Arazileri

Natura Urbana | Berlin'in Boş Arazileri

İstanbul: Öncesi & Sonrası

İstanbul: Öncesi & Sonrası

Suna ve İnan Kıraç Vakfı Fotoğraf Koleksiyonu’ndan seçtiğimiz, 1850’lerden 1980’lere tarihlenen İstanbul fotoğraflarındaki manzara ve mekanları, bu yerlerin günümüzdeki görünümleriyle birlikte sunuyoruz!

Heykele Geçiş

Heykele Geçiş

Manolo Valdés’in resimleri, maddesel bir mevcudiyet arayışındayken, bu arayış onun heykellerinde daha da belirgindir. Her geçen yıl, bu alanda daha üretken hale gelir. Günümüzde heykel, sanatçının zamanının ve çabalarının büyük bir bölümünü kapsıyor.

Osmanlı’da Kahve İkramı

Osmanlı’da Kahve İkramı

Osmanlı saray ve konak haremlerinde kahve ikramı törenle yapılırdı. Önce gümüş tatlı takımı ile tatlı (reçel) sunulur, ardından kahve ikramı başlardı. Kahve güğümü, tombak, gümüş veya pirinçten yapılmış, ortasında kor ateş bulunan ve kenarlarına takılı üç zincirden tutularak taşınan sitile oturtulurdu. Sitil örtüsü ise, yuvarlak, atlas veya kadifeden, sırma, sim, pul, hatta inci ve elmas işlemeli olurdu.