Staterror

  • 23 Nisan 2014 / 14.30
  • 24 Nisan 2014 / 14.30

“Olduğu gibi kalmasını isteyen dünyanın, dünyanın varolmasını istemeyendir” – Erich Fried

Portmanteau
Hande Zerkin, Türkiye, 4’

How would you like to migrate
Fatih Bilgin , Türkiye, 4’

Sikitiko
Pieter De Vos, Belçika, 10’

Kir
Ali Çağlar Özkan , Türkiye, 12’

Metropolis
Eylem Şen, Türkiye, 22’

Tehcir Hikayeleri
Ezgi Sönmez Turan, Pınar Yıldız, Türkiye, 12’

Toplam süre: 64’

TISFEST<br>Teen International Shorts Festival

Kosmos

TISFEST<br>Teen International Shorts Festival

Benim Çocuğum TEst

TISFEST<br>Teen International Shorts Festival

Yüksek Gerilim
Haute Tension

TISFEST<br>Teen International Shorts Festival

Staterror

TISFEST<br>Teen International Shorts Festival

Yakın Plan

TISFEST<br>Teen International Shorts Festival

Generation Z

TISFEST<br>Teen International Shorts Festival

Krimi

TISFEST<br>Teen International Shorts Festival

36-42, 26-45: Türkiye Kısaları

TISFEST<br>Teen International Shorts Festival

Çok Çok Uzak Bir Galakside

TISFEST<br>Teen International Shorts Festival

Queer Shorts

TISFEST<br>Teen International Shorts Festival

Şimdi Neredeler?

Çıplak Kadından Çıplak Tene

Çıplak Kadından Çıplak Tene

Üryan, Çıplak, Nü: Türk Resminde Bir Modernleşme Öyküsü sergisi kapsamında, Cumhuriyet Gazetesi yazarı, Marmara ve Yeditepe Üniversitesi Öğretim Görevlisi Nazlı Pektaş’ın, serginin küratörü Ahu Antmen ile yaptığı ve kısa hali Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınlanan röportajın tamamını paylaşıyoruz.

Osmanlı’da Kahve İkramı

Osmanlı’da Kahve İkramı

Osmanlı saray ve konak haremlerinde kahve ikramı törenle yapılırdı. Önce gümüş tatlı takımı ile tatlı (reçel) sunulur, ardından kahve ikramı başlardı. Kahve güğümü, tombak, gümüş veya pirinçten yapılmış, ortasında kor ateş bulunan ve kenarlarına takılı üç zincirden tutularak taşınan sitile oturtulurdu. Sitil örtüsü ise, yuvarlak, atlas veya kadifeden, sırma, sim, pul, hatta inci ve elmas işlemeli olurdu.

ÇOK İŞ VAR YAPACAK <br>…lâkin zaman!

ÇOK İŞ VAR YAPACAK
…lâkin zaman!

Yitirilmiş bir dostun ardından ona, onun geride bıraktıklarına dönüp bakmak bugün bize ulaşanların izlerini sürerek ona dair, “eseri”ne dair bir şeyler yapmaya kalkışmak ne zor işmiş! Samih Rifat’ın, birbirimize seslendiğimizde kullandığımız unvanıyla “Samih Usta”nın fotoğrafları, filmleri, desenleri, çevirileri, şiirleri, kitapları ve defterleri etrafında, birlikte farklı kurumlarda mesai yaptığı arkadaşlarının çalıştığı Pera Müzesi’nde açılacak bir sergi ve başka bazı etkinlikler yapma  hazırlama sorumluluğunu üstlendiğimde doğrusu bu zorluğu sezmiş ama köklerinin ne denli derine inebileceğini tam olarak kavramamıştım. Birden fazla nedenle.