Çok Çok Uzak Bir Galakside

  • 22 Nisan 2014 / 14.30
  • 23 Nisan 2014 / 12.00

Alternatif gelecekler, zamanda yolculuklar, hipster tilkiler, bitmeyen şölenler… Hepsi, çok çok uzak bir galakside! 

Twain
Kağan Kerimoğlu, Türkiye, 10’

Second Wind
Sergey Tsyss, Rusya, 6’

Ni Oui
Jean-François Fontanel, Fransa, 10’

Next Floor
Denis Villeneuve, Kanada, 11’

De Roni
Andrea Schneider, İsviçre, 8’

The Anti-Social Network
Shae-Lee Shackleford, ABD, 15’

Sadece Tek Bir Gün
Tunç Şahin, Türkiye, 23’

Toplam süre: 83’

TISFEST<br>Teen International Shorts Festival

Kosmos

TISFEST<br>Teen International Shorts Festival

Benim Çocuğum TEst

TISFEST<br>Teen International Shorts Festival

Yüksek Gerilim
Haute Tension

TISFEST<br>Teen International Shorts Festival

Staterror

TISFEST<br>Teen International Shorts Festival

Yakın Plan

TISFEST<br>Teen International Shorts Festival

Generation Z

TISFEST<br>Teen International Shorts Festival

Krimi

TISFEST<br>Teen International Shorts Festival

36-42, 26-45: Türkiye Kısaları

TISFEST<br>Teen International Shorts Festival

Çok Çok Uzak Bir Galakside

TISFEST<br>Teen International Shorts Festival

Queer Shorts

TISFEST<br>Teen International Shorts Festival

Şimdi Neredeler?

Osmanlı’da Kahve İkramı

Osmanlı’da Kahve İkramı

Osmanlı saray ve konak haremlerinde kahve ikramı törenle yapılırdı. Önce gümüş tatlı takımı ile tatlı (reçel) sunulur, ardından kahve ikramı başlardı. Kahve güğümü, tombak, gümüş veya pirinçten yapılmış, ortasında kor ateş bulunan ve kenarlarına takılı üç zincirden tutularak taşınan sitile oturtulurdu. Sitil örtüsü ise, yuvarlak, atlas veya kadifeden, sırma, sim, pul, hatta inci ve elmas işlemeli olurdu.

İstanbul: Öncesi & Sonrası

İstanbul: Öncesi & Sonrası

Suna ve İnan Kıraç Vakfı Fotoğraf Koleksiyonu’ndan seçtiğimiz, 1850’lerden 1980’lere tarihlenen İstanbul fotoğraflarındaki manzara ve mekanları, bu yerlerin günümüzdeki görünümleriyle birlikte sunuyoruz!

Sergey Parajanov Anlatıyor

Sergey Parajanov Anlatıyor

“Olabilecek en kötü hapishane koşullarıyla karşılaştığımda, bir seçim yapmak zorunda olduğumu anladım: ya dibe vuracaktım ya da bir sanatçı olacaktım.”