Yönetmen: François Caillat
Fransa, renkli, 2004, 75’
Fransızca, Turkce altyazıyla

Bir sinemacı, Alp Dağları’nın yamacı boyunca göllerin etrafında sıralanan köyleri dolaşarak, yirmi yıl önce kaybolan Valérie hakkında bilgi toplamaktadır. Rivayete göre Valérie, Kanadalı bir turisti öldürdükten sonra hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolmuştur. En azından hikayeyi anlatan ve zamanında bu bölgede bulunan kişi olayları bu şekilde hatırlamaktadır. Görüşmeler devam ederken, bulunması zor Valérie, ikinci bir defa daha kaybolur. François Caillat’nın müthiş bir biçimde filme aldığı Alplerin doğasında Valérie tam anlamıyla yok oluvermiştir. Yarların ve uçurumların birer metafor haline geldiği, ürkütücü ve görkemli doğa, aslında kurgu olan bu çalışmada kameranın yardımıyla belgesele dönüşür; bir yönetmenin belleğindekilerin anlatıldığı deneme yazısını andıran film, soyutun en üst derecesini seyirciye sunar.

Aklın Gözü <br/> François Caillat Belgeselleri

Valerie Davası

Aklın Gözü <br/> François Caillat Belgeselleri

Üç Alman Asker

Aklın Gözü <br/> François Caillat Belgeselleri

Dördüncü Nesil

Aklın Gözü <br/> François Caillat Belgeselleri

Aşık Bir Genç

Nesnelerin Hafızası

Nesnelerin Hafızası

Hediyelik eşyaların kültürel tarihini ele aldığı kitabında Rolf Potts bu tür nesnelerin kişisel hikâyelerle anlam kazandığından bahseder: Nesneler sakladıkları hikâyelerle hatıralara dönüşür. Hatıraları dünyayı değerlendirmek için değil, kendi hikâyemizi anlatmak için toplarız.

İki çocuk portresinden yola çıkarak...

İki çocuk portresinden yola çıkarak...

Suna ve İnan Kıraç Vakfı’na ait Oryantalist Resim Koleksiyonu’nda bugüne kadar Pera Müzesi’nin ikinci katındaki sergilerde de yer almış iki çocuk portresi bulunmaktadır. 20. yüzyıl başlarında, 4 yıl arayla yapılmış bu resimlerdeki çocuklardan biri Sultan Abdülhamid’in oğullarından Şehzade Abdürrahim Efendi, diğeri ise Osman Hamdi Bey’in kızı Nazlı’dır.

Sonsuz Paris (1959-1965)

Sonsuz Paris (1959-1965)

1960’lı yıllarda, Alberto Giacometti yaşadığı kente, Paris’e, sokaklarını, kafelerini, atölyesini ya da karısı Annette’in dairesi gibi daha özel yerleri çizerek saygısını sunmuştur, bu çizimler onun en son kitabını oluşturacaktır: Paris sans fin (Sonsuz Paris).