Aura

  • 1 Ekim 2017 / 15.00
  • 4 Ekim 2017 / 19.00

Yönetmen : Fabián Bielinsky
Oyuncular : Ricardo Darín, Dolores Fonzi, Alejandro Awada, Pablo Cedrón, Jorge D'Elia, Manuel Rodal, Rafael Castejón, Walter Reyno, Nahuel Pérez Biscayart
Arjantin, İspanya, Fransa , 2005, 134’, renkli
İspanyolca, Türkçe altyazılı

Patagonya’nın ormanlarında geçen bu neo-noir psikolojik gerilim, hayatı boyunca kusursuz bir soygunun fantezisini kurmuş sıradan bir adamın karanlık yolculuğunu anlatıyor. Ormanda avlanmak için arkadaşıyla kiraladığı kulübede yanlışlıkla ev sahibini öldüren Esteban, öldürdüğü adamın her ayrıntısı düşünülmüş bir soygunu planladığını fark ediyor. Fantezilerin gerçeğe dönüştüğü, rüyaların kabusa karıştığı Aura, seçkimizdeki bir diğer film Dokuz Kraliçe’yle uluslararası ün kazanan Fabián Bielinsky’i bir kez daha Ricardo Darín ile bir araya getiriyor.

Suç ve Ceza <br> Arjantin Hikâyeleri

Akbaba

Suç ve Ceza <br> Arjantin Hikâyeleri

Dokuz Kraliçe

Suç ve Ceza <br> Arjantin Hikâyeleri

Aura

Suç ve Ceza <br> Arjantin Hikâyeleri

Kóblic

Suç ve Ceza <br> Arjantin Hikâyeleri

Komşu Adam

Suç ve Ceza <br> Arjantin Hikâyeleri

Gözlerindeki Sır

Suç ve Ceza <br> Arjantin Hikâyeleri

Kayıp Çocukluk

Suç ve Ceza <br> Arjantin Hikâyeleri

Eva’ya Huzur Yok

Suç ve Ceza <br> Arjantin Hikâyeleri

Asabiyim Ben

Suç ve Ceza <br> Arjantin Hikâyeleri

Başsız Kadın

Aura

Çıplak Kadından Çıplak Tene

Çıplak Kadından Çıplak Tene

Üryan, Çıplak, Nü: Türk Resminde Bir Modernleşme Öyküsü sergisi kapsamında, Cumhuriyet Gazetesi yazarı, Marmara ve Yeditepe Üniversitesi Öğretim Görevlisi Nazlı Pektaş’ın, serginin küratörü Ahu Antmen ile yaptığı ve kısa hali Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınlanan röportajın tamamını paylaşıyoruz.

Osmanlı’da Kahve İkramı

Osmanlı’da Kahve İkramı

Osmanlı saray ve konak haremlerinde kahve ikramı törenle yapılırdı. Önce gümüş tatlı takımı ile tatlı (reçel) sunulur, ardından kahve ikramı başlardı. Kahve güğümü, tombak, gümüş veya pirinçten yapılmış, ortasında kor ateş bulunan ve kenarlarına takılı üç zincirden tutularak taşınan sitile oturtulurdu. Sitil örtüsü ise, yuvarlak, atlas veya kadifeden, sırma, sim, pul, hatta inci ve elmas işlemeli olurdu.

ÇOK İŞ VAR YAPACAK <br>…lâkin zaman!

ÇOK İŞ VAR YAPACAK
…lâkin zaman!

Yitirilmiş bir dostun ardından ona, onun geride bıraktıklarına dönüp bakmak bugün bize ulaşanların izlerini sürerek ona dair, “eseri”ne dair bir şeyler yapmaya kalkışmak ne zor işmiş! Samih Rifat’ın, birbirimize seslendiğimizde kullandığımız unvanıyla “Samih Usta”nın fotoğrafları, filmleri, desenleri, çevirileri, şiirleri, kitapları ve defterleri etrafında, birlikte farklı kurumlarda mesai yaptığı arkadaşlarının çalıştığı Pera Müzesi’nde açılacak bir sergi ve başka bazı etkinlikler yapma  hazırlama sorumluluğunu üstlendiğimde doğrusu bu zorluğu sezmiş ama köklerinin ne denli derine inebileceğini tam olarak kavramamıştım. Birden fazla nedenle.