Bir Kız

  • 7 Mayıs 2017 / 15.00
  • 18 Mayıs 2017 / 19.00

Yönetmen:Fredrik Edfeldt
Oyuncular: Blanca Engström
İsveç, 2009, 100, renkli 
İsveççe; Türkçe altyazılı
  

İsimsiz kahramanımız, 9 buçuk yaşında. Yıllardan 1981 ve ailesi tüm yazı Afrika’da geçirmelerini gerektiren yardım gezisine onu götüremeyeceklerini son dakikada öğreniyor. Emanet edildiği hovarda teyzesiyse daha ilk haftadan bu sorumluluktan kaçıyor - üstelik kimseye haber vermeden. Kendi ayakları üzerinde durabileceği sanrısına kapılan bir çocuğun, farkında olduğu ve olmadığı tehlikelerle sınandığı Bir Kız, evde tek başına kalmanın Evde Tek Başına serisi kadar eğlenceli olmayabileceğini söylüyor. Eldfeldt’in ilk filmi, Kuzey Avrupa sinemasının yalınlığıyla güzelleşiyor ve olağanüstü şartlar altında bir anda ortaya çıkan büyüme sancılarına kulak veriyor.

Büyüme Sancıları

Ay Işığı

Büyüme Sancıları

Atilla Marcel

Büyüme Sancıları

Balinanın Sırtında

Büyüme Sancıları

Rauf

Büyüme Sancıları

The Fits

Büyüme Sancıları

52 Salı

Büyüme Sancıları

Bir Kız

Büyüme Sancıları

Yaş 17

Büyüme Sancıları

Kimse Fark Etmiyor

Büyüme Sancıları

Frances Ha

Büyüme Sancıları

Tatil Kitabı

Bir Kız

Çıplak Kadından Çıplak Tene

Çıplak Kadından Çıplak Tene

Üryan, Çıplak, Nü: Türk Resminde Bir Modernleşme Öyküsü sergisi kapsamında, Cumhuriyet Gazetesi yazarı, Marmara ve Yeditepe Üniversitesi Öğretim Görevlisi Nazlı Pektaş’ın, serginin küratörü Ahu Antmen ile yaptığı ve kısa hali Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınlanan röportajın tamamını paylaşıyoruz.

Osmanlı’da Kahve İkramı

Osmanlı’da Kahve İkramı

Osmanlı saray ve konak haremlerinde kahve ikramı törenle yapılırdı. Önce gümüş tatlı takımı ile tatlı (reçel) sunulur, ardından kahve ikramı başlardı. Kahve güğümü, tombak, gümüş veya pirinçten yapılmış, ortasında kor ateş bulunan ve kenarlarına takılı üç zincirden tutularak taşınan sitile oturtulurdu. Sitil örtüsü ise, yuvarlak, atlas veya kadifeden, sırma, sim, pul, hatta inci ve elmas işlemeli olurdu.

ÇOK İŞ VAR YAPACAK <br>…lâkin zaman!

ÇOK İŞ VAR YAPACAK
…lâkin zaman!

Yitirilmiş bir dostun ardından ona, onun geride bıraktıklarına dönüp bakmak bugün bize ulaşanların izlerini sürerek ona dair, “eseri”ne dair bir şeyler yapmaya kalkışmak ne zor işmiş! Samih Rifat’ın, birbirimize seslendiğimizde kullandığımız unvanıyla “Samih Usta”nın fotoğrafları, filmleri, desenleri, çevirileri, şiirleri, kitapları ve defterleri etrafında, birlikte farklı kurumlarda mesai yaptığı arkadaşlarının çalıştığı Pera Müzesi’nde açılacak bir sergi ve başka bazı etkinlikler yapma  hazırlama sorumluluğunu üstlendiğimde doğrusu bu zorluğu sezmiş ama köklerinin ne denli derine inebileceğini tam olarak kavramamıştım. Birden fazla nedenle.