Bütün Mahalleli Duysun

  • 7 Mart 2020 / 14.00
  • 3 Eylül 2020 / 18.00

Video: Çiçek Kahraman
Türkiye, 2015, 5', HDD, renkli, siyah-beyaz
Türkçe

Bu videonun odağı Türk sinemasına özgün bir alt tür olan mahalle filmlerinde sokağın ortak temsil biçimleridir. Amaç, mahallenin sosyalleşme alanlarından biri olan pencerelerin filmlerde nasıl kullanıldığını; komşuluk ve mahalle kavramlarının 'mahrem' ve 'kamusal' üzerinden nasıl tanımlandığını incelemektir.  Görüntüler yapım tarihleri 1960-1985 arası değişen ve Yeşilçam olarak anılan dönemde Türkiye'de üretilmiş filmlerden alınmıştır. Bu parçalar dışardan çekilmiş, camdan birbiriyle iletişim halinde olan insanların görüntülerinden oluşmaktadır.  Aynı zamanda Yeşilçam sinemasında farklı kadın temsillerini de bir arada gösteren videoda, toplumsal cinsiyet temsillerinin de izi sürülebilir.

Bu film gösterimi ücretsizdir. Rezervasyon alınmamaktadır.

Göz Hizası

Jeanne Dielman, Commerce Rıhtımı, 23 numara, 1080 Brüksel

Göz Hizası

Sfenks'in Bilmeceleri

Göz Hizası

Mesafe Ölçümleri

Göz Hizası

Almanca Şarkı

Göz Hizası

Tombala

Göz Hizası

Ben ve Nuri Bala

Göz Hizası

Kadının Sessiz Dikişi

Göz Hizası

Yalnız Edimler #4

Göz Hizası

Yalnız Edimler #6

Göz Hizası

Bütün Mahalleli Duysun

Bölgenin Hafızası

Bölgenin Hafızası

Hafıza nesneleri ilişkilendikleri coğrafyanın da hafızasını taşır. Temel maddesi toprak olan seramikler üretildikleri coğrafyaya doğrudan bağlanır: Toprakla birebir ilişki kuran seramik, üretildiği toprağın hafızasını da barındırır. Kütahya’nın kaolini bol, dolayısıyla da seramik üretimine elverişli toprağı burada çeşitli tekniklerin gelişmesine ve seramik atölyelerinin kurulmasına sebep olmuştur.

“Sönüp gitmektense yanıp kül olmak daha iyidir”

“Sönüp gitmektense yanıp kül olmak daha iyidir”

1962’de fluxus hareketinin önde gelen üyelerinden Philip Corner, Piano Activities (Piyano Etkinlikleri) başlıklı bir performans sırasında yaptıklarıyla ciddi müzik çevrelerinde büyük olay yaratmıştı.

Sonsuz Paris (1959-1965)

Sonsuz Paris (1959-1965)

1960’lı yıllarda, Alberto Giacometti yaşadığı kente, Paris’e, sokaklarını, kafelerini, atölyesini ya da karısı Annette’in dairesi gibi daha özel yerleri çizerek saygısını sunmuştur, bu çizimler onun en son kitabını oluşturacaktır: Paris sans fin (Sonsuz Paris).