Buz Ejderhası

  • 8 Mart 2014 / 16.00
  • 29 Mart 2014 / 12.00

Yönetmen: Martin Högdahl
Oyuncular
: Philip Olsson, Feline Andersson, Hans Alfredson, Malin Morgan, Hampus Andersson, William Nordberg
İsveç
105’, 2012, renkli
İsveçce, Türkçe altyazıyla

Buz Ejderhası, kuzeyde tuhaf şeylerin olabildiği, Nordik hikayeler geleneğinde bir aile filmi. 11 yaşında sıska Mik, ergen abisi Tony ile Stockholm’deki toplu konutlardan birinde yaşıyor. Arada sırada babaları çıkageliyor, bu çok iyi olmuyor çünkü kendisi, hala hayallerini bırakmamış alkolik bir heavy-metal rocker. Mik boks yapmayı ve Tony ile zombi filmleri izlemeyi seviyor. Ama Sosyal Hizmetler, ailenin berbat yaşam koşullarını öğreniyor ve Mik, büyülü kuzey İsveç’te bir köyde yaşayan iyi kalpli bohem teyzesinin yanına gönderiliyor. Şehirli çocuğun buraya uyum sağlaması zor, ama kısa bir süre sonra Pi adında havalı bir fıstık ve ekibi, Mik’in gruplarına uygun olduğunu karar veriyor. Sosyal Hizmetler onu Harry Potter’ın Dursley’lerinden beter “uygun” bir ailenin yanına vermek için yeniden gelince çocuklar meseleye el koyuyor. Bir kış eğlencesi olan The Ice Dragon, aile olmanın anlamını sorguluyor.

Svenska!<br/>Çağdaş İsveç Sineması

Avalon

Svenska!<br/>Çağdaş İsveç Sineması

Mavi Göğün Ardında

Svenska!<br/>Çağdaş İsveç Sineması

Abiler Delirdi!*

Svenska!<br/>Çağdaş İsveç Sineması

Telekız

Svenska!<br/>Çağdaş İsveç Sineması

Palme

Svenska!<br/>Çağdaş İsveç Sineması

Buz Ejderhası

Svenska!<br/>Çağdaş İsveç Sineması

Son Cümle

Svenska!<br/>Çağdaş İsveç Sineması

Klavyeden Uzakta: Pirate Bay

Buz Ejderhası

Tracey Emin: Mahremiyetin Kamusal Dili ve Otobiyografik Yaklaşımlar

Tracey Emin: Mahremiyetin Kamusal Dili ve Otobiyografik Yaklaşımlar

Tracey Emin, kişisel deneyimlerini saklamaktan ziyade sergileyerek, mahremiyeti çağdaş sanatın en görünür alanlarından birine taşıyan bir sanatçı. Ortak Duygular: British Council Koleksiyonu’ndan Yapıtlar sergisinde yer alan çalışmaları üzerinden, 1990’ların çağdaş sanat dünyasının en tartışmalı figürlerinden biri olan Emin’in, otobiyografik deneyimi sanat diline dönüştüren pratiğine yakından bakıyoruz.

Sergey Parajanov Anlatıyor

Sergey Parajanov Anlatıyor

“Olabilecek en kötü hapishane koşullarıyla karşılaştığımda, bir seçim yapmak zorunda olduğumu anladım: ya dibe vuracaktım ya da bir sanatçı olacaktım.”

“Sönüp gitmektense yanıp kül olmak daha iyidir”

“Sönüp gitmektense yanıp kül olmak daha iyidir”

1962’de fluxus hareketinin önde gelen üyelerinden Philip Corner, Piano Activities (Piyano Etkinlikleri) başlıklı bir performans sırasında yaptıklarıyla ciddi müzik çevrelerinde büyük olay yaratmıştı.