Yönetmenler: Emma de Swaef, Marc James Roels
2012, 17', diyalogsuz

Willy çocukluğunu geçirdiği natüralist topluluğa geri döner, hasta annesi de yanındadır. Annesinin ölümü üzerine Willy ormana kaçar, ancak anılar peşini bırakmaz. Kendini kaybederek mutlak aşkı bulacaktır. Willy’nin hikayesi aslında herkesin hikayesidir. Annesine vedası, yetişkinliğe geçişi, pişmanlıkları, söylemediği ve yapmadığı şeyler: Hepsi sürdürülemez bir burgaç olup yeniden karşısına çıkar; tek çözüm ise evrenin boşluğuna doğru kanat açmaktır. Filmdeki karakterleri, çevreyi ve evreni oluşturan yün gibi narin ve dokunaklı olan Oh, Willy…, animasyonun cansız nesneleri duygulara dönüştürme şeklindeki olağanüstü becerisinin bir başka kanıtıdır.

 

 

Evde Tek Başına<br> Online Kısa Film Seçkisi

Oh Willy…

Evde Tek Başına<br> Online Kısa Film Seçkisi

Üst

Evde Tek Başına<br> Online Kısa Film Seçkisi

Balık Havuzu

Evde Tek Başına<br> Online Kısa Film Seçkisi

Merkür

Evde Tek Başına<br> Online Kısa Film Seçkisi

Hoşgeldin Lenin

Evde Tek Başına<br> Online Kısa Film Seçkisi

Carlotta'nın Yüzü

Evde Tek Başına<br> Online Kısa Film Seçkisi

Atıl, Akıntı

Oh Willy…

İstanbul: Öncesi & Sonrası

İstanbul: Öncesi & Sonrası

Suna ve İnan Kıraç Vakfı Fotoğraf Koleksiyonu’ndan seçtiğimiz, 1850’lerden 1980’lere tarihlenen İstanbul fotoğraflarındaki manzara ve mekanları, bu yerlerin günümüzdeki görünümleriyle birlikte sunuyoruz!

ÇOK İŞ VAR YAPACAK <br>…lâkin zaman!

ÇOK İŞ VAR YAPACAK
…lâkin zaman!

Yitirilmiş bir dostun ardından ona, onun geride bıraktıklarına dönüp bakmak bugün bize ulaşanların izlerini sürerek ona dair, “eseri”ne dair bir şeyler yapmaya kalkışmak ne zor işmiş! Samih Rifat’ın, birbirimize seslendiğimizde kullandığımız unvanıyla “Samih Usta”nın fotoğrafları, filmleri, desenleri, çevirileri, şiirleri, kitapları ve defterleri etrafında, birlikte farklı kurumlarda mesai yaptığı arkadaşlarının çalıştığı Pera Müzesi’nde açılacak bir sergi ve başka bazı etkinlikler yapma  hazırlama sorumluluğunu üstlendiğimde doğrusu bu zorluğu sezmiş ama köklerinin ne denli derine inebileceğini tam olarak kavramamıştım. Birden fazla nedenle.

Osmanlı’da Kahve İkramı

Osmanlı’da Kahve İkramı

Osmanlı saray ve konak haremlerinde kahve ikramı törenle yapılırdı. Önce gümüş tatlı takımı ile tatlı (reçel) sunulur, ardından kahve ikramı başlardı. Kahve güğümü, tombak, gümüş veya pirinçten yapılmış, ortasında kor ateş bulunan ve kenarlarına takılı üç zincirden tutularak taşınan sitile oturtulurdu. Sitil örtüsü ise, yuvarlak, atlas veya kadifeden, sırma, sim, pul, hatta inci ve elmas işlemeli olurdu.