Peki Şimdi Nereye?

  • 10 Kasım 2013 / 16.00
  • 12 Kasım 2013 / 19.00

Yönetmen: Nadine Labaki
Oyuncular: Claude Baz Moussawbaa, Leyla Hakim, Nadine Labaki
Fransa, Lübnan, Mısır, İtalya , 110’, 2011, renkli
Arapça, Rusça, İngilizce; Türkçe altyazıyla


Her yerden uzaktaki bir Lübnan köyünde camiyle kilise yan yana duruyor – ama dini gerilim patlama noktasında, özellikle de bir dizi eşek şakası yüzünden aradaki düşmanlık giderek yükselmeye başlayınca. Köyün hem Hıristiyan, hem de Müslüman kadınları, gerilimi azaltmak için olmayacak oyunlar düzenliyor – Ukraynalı bir dansöz grubu tutmak gibi. Şimdi Nereye Gidiyoruz? iç acıtıcı dramayla neşeli komedi arasında gidip geliyor, bir şekilde dengeyi tutturmayı başarıyor. Yönetmen ve oyuncu Nadine Labaki, çoğu amatör olan oyuncularını yürekle ve tutkuyla yönetiyor. Bu adanmışlık sayesinde Hz. Meryem’in ruhuyla konuştuğunu iddia eden belediye başkanı eşinin gülünçlükleriyle bir annenin kör kurşunla oğlunu yitirmesinin acısını bir arada verebiliyor. Özellikle şiirsel bir sahnede dansözler kasabada tura çıkıyor ve mezarlığın Müslüman ve Hıristiyan olarak ikiye ayrıldığını görüyorlar – kasaba, ölümde bile bölünmüş durumda.

Sınırdaki Kadınlar<br/> Kadın ve Göç

Bir Ayrılık

Sınırdaki Kadınlar<br/> Kadın ve Göç

Okuyucu

Sınırdaki Kadınlar<br/> Kadın ve Göç

Azrail’i Beklerken

Sınırdaki Kadınlar<br/> Kadın ve Göç

Tepelerin Ardında

Sınırdaki Kadınlar<br/> Kadın ve Göç

Peki Şimdi Nereye?

Sınırdaki Kadınlar<br/> Kadın ve Göç

Öyle Sevdim ki Seni

Sınırdaki Kadınlar<br/> Kadın ve Göç

Eller Havaya

Sınırdaki Kadınlar<br/> Kadın ve Göç

Louise Wimmer

Peki Şimdi Nereye?

Çıplak Kadından Çıplak Tene

Çıplak Kadından Çıplak Tene

Üryan, Çıplak, Nü: Türk Resminde Bir Modernleşme Öyküsü sergisi kapsamında, Cumhuriyet Gazetesi yazarı, Marmara ve Yeditepe Üniversitesi Öğretim Görevlisi Nazlı Pektaş’ın, serginin küratörü Ahu Antmen ile yaptığı ve kısa hali Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınlanan röportajın tamamını paylaşıyoruz.

Osmanlı’da Kahve İkramı

Osmanlı’da Kahve İkramı

Osmanlı saray ve konak haremlerinde kahve ikramı törenle yapılırdı. Önce gümüş tatlı takımı ile tatlı (reçel) sunulur, ardından kahve ikramı başlardı. Kahve güğümü, tombak, gümüş veya pirinçten yapılmış, ortasında kor ateş bulunan ve kenarlarına takılı üç zincirden tutularak taşınan sitile oturtulurdu. Sitil örtüsü ise, yuvarlak, atlas veya kadifeden, sırma, sim, pul, hatta inci ve elmas işlemeli olurdu.

ÇOK İŞ VAR YAPACAK <br>…lâkin zaman!

ÇOK İŞ VAR YAPACAK
…lâkin zaman!

Yitirilmiş bir dostun ardından ona, onun geride bıraktıklarına dönüp bakmak bugün bize ulaşanların izlerini sürerek ona dair, “eseri”ne dair bir şeyler yapmaya kalkışmak ne zor işmiş! Samih Rifat’ın, birbirimize seslendiğimizde kullandığımız unvanıyla “Samih Usta”nın fotoğrafları, filmleri, desenleri, çevirileri, şiirleri, kitapları ve defterleri etrafında, birlikte farklı kurumlarda mesai yaptığı arkadaşlarının çalıştığı Pera Müzesi’nde açılacak bir sergi ve başka bazı etkinlikler yapma  hazırlama sorumluluğunu üstlendiğimde doğrusu bu zorluğu sezmiş ama köklerinin ne denli derine inebileceğini tam olarak kavramamıştım. Birden fazla nedenle.