Tek Başına Dans

  • 30 Nisan 2019 / 19.00
  • 11 Mayıs 2019 / 14.00

Yönetmen: Biene Pilavcı
Almanya, 2012, 98', renkli 
Almanca, Türkçe; Türkçe altyazılı 

Bu çarpıcı görsel araştırmanın ilhamı, bir soruda gizli: “Aile içinde yıllar boyu süren nefret ve aşırı şiddetten sonra, dört kardeşim ve ben, ebeveynlerimizin ve onların ebeveynlerinin yapamadığını yapıp, başka insanlarla sağlıklı ilişkiler kurabilecek miyiz?” Biene Pilavcı, filminde birbirine zıt kesinlikler arasında ustalıkla hareket ediyor. Bir yanda bize hayat veren ve yükünü hayat boyu taşımak zorunda olduğumuz aile, diğer tarafta ise kendimiz (veya başkaları) adına karar verme, kadere teslim olmayıp kendi pusulamızı takip etme özgürlüğü. Tek Başına Dans izledikçe daha da planlılıktan uzak, gerçekten karakterlerin başına gelmiş bir hikâye izlenimi veren, ucu açık bir deney niteliği taşıyor. Yönetmenin ifadesiyle, “Bunun iyi mi kötü mü olduğunu söyleyemem ama sanırım olması gereken buydu.”

Hatıranın Peşinde

Maya Deren’in Aynası

Hatıranın Peşinde

Yeniden Sev Beni

Hatıranın Peşinde

Tek Başına Dans

Hatıranın Peşinde

Krisha

Hatıranın Peşinde

Matangi / Maya / M.I.A.

Hatıranın Peşinde

Aidiyet ve Yoldaşlık

Tek Başına Dans

Leonardo’nun Atı

Leonardo’nun Atı

Leonardo da Vinci, 1493’te, tam 500 yıl önce, Milano Dükü Ludovico il Moro’nun 12 yıl önce babasının anısına sipariş ettiği atlı anıtın (doğal büyüklüğün 4 katı boyda) dökümü için hazırlıkları bitirmek üzereydi.

Madame Yevonde: Renk Devrimcisi ve Kadın Bakışının Gücü

Madame Yevonde: Renk Devrimcisi ve Kadın Bakışının Gücü

Madame Yevonde, 1930’ların renkli fotoğraf devrimini başlatan, teknik yenilikleri feminist bir bakışla birleştiren öncü bir isim. Bu yazıda Ortak Duygular: British Council Koleksiyonu’ndan Yapıtlar sergisinde yer alan çalışmalarıyla, kadınların görünürlüğünü yeniden şekillendiren ve fotoğraf tarihinde cesur bir kırılma yaratan Yevonde’nin pratiğine yakından bakıyoruz.

Varna Savaşı

Varna Savaşı

Stani̇sław Chlebowski 1864-1876 yılları arasında İstanbul’da Sultan Abdülaziz’in saray ressamı olarak çalıştı. Abdülaziz de sanatsal yeteneğe sahipti ve Chlebowski’nin yaratıcı sürecine aktif olarak katıldı.