Bayır

  • 24 Mart 2017 / 21.00
  • 31 Mart 2017 / 19.00

Yönetmen: Larisa Shepitko
Oyuncular: Boris Plotnikov, Vladimir Gostyukhin, Sergey Yakovlev, Lyudmila Polyakova, Anatoliy Solonitsyn
Sovyetler Birliği, 1977, 111’, siyah-beyaz
Rusça; Türkçe altyazılı

Duygusal ağırlığıyla dikkat çeken bu son filmiyle 1977 Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı kazanan Larisa Shepitko, bulunduğu onyılın en iyi Sovyet filmi olarak selamlanmıştı. II. Dünya Savaşı’nın en karanlık günlerinde bugünün Beyaz Rusya topraklarında geçen Bayır, birliğinden ayrı düşmüş iki köylü askerin karlı ormanlardaki zorlu yürüyüşünü konu alıyor. Sığınacak bir yer arayan Sotnikov ve Rybak’ın yolu, ihanet, kahramanlık ve aşkınlıktan geçiyor.

Rus Sinemasında Kadınlar

Leylekler Uçarken

Rus Sinemasında Kadınlar

Kanatlar

Rus Sinemasında Kadınlar

Bayır

Rus Sinemasında Kadınlar

Aşk Gözyaşlarına İnanmıyor

Rus Sinemasında Kadınlar

Akortçu

Rus Sinemasında Kadınlar

Evcil Hayvanlarla Seyahat

Rus Sinemasında Kadınlar

Ben Hariç Herkes Ölsün

Bayır

Bölgenin Hafızası

Bölgenin Hafızası

Hafıza nesneleri ilişkilendikleri coğrafyanın da hafızasını taşır. Temel maddesi toprak olan seramikler üretildikleri coğrafyaya doğrudan bağlanır: Toprakla birebir ilişki kuran seramik, üretildiği toprağın hafızasını da barındırır. Kütahya’nın kaolini bol, dolayısıyla da seramik üretimine elverişli toprağı burada çeşitli tekniklerin gelişmesine ve seramik atölyelerinin kurulmasına sebep olmuştur.

ÇOK İŞ VAR YAPACAK <br>…lâkin zaman!

ÇOK İŞ VAR YAPACAK
…lâkin zaman!

Yitirilmiş bir dostun ardından ona, onun geride bıraktıklarına dönüp bakmak bugün bize ulaşanların izlerini sürerek ona dair, “eseri”ne dair bir şeyler yapmaya kalkışmak ne zor işmiş! Samih Rifat’ın, birbirimize seslendiğimizde kullandığımız unvanıyla “Samih Usta”nın fotoğrafları, filmleri, desenleri, çevirileri, şiirleri, kitapları ve defterleri etrafında, birlikte farklı kurumlarda mesai yaptığı arkadaşlarının çalıştığı Pera Müzesi’nde açılacak bir sergi ve başka bazı etkinlikler yapma  hazırlama sorumluluğunu üstlendiğimde doğrusu bu zorluğu sezmiş ama köklerinin ne denli derine inebileceğini tam olarak kavramamıştım. Birden fazla nedenle.

Osmanlı’da Kahve İkramı

Osmanlı’da Kahve İkramı

Osmanlı saray ve konak haremlerinde kahve ikramı törenle yapılırdı. Önce gümüş tatlı takımı ile tatlı (reçel) sunulur, ardından kahve ikramı başlardı. Kahve güğümü, tombak, gümüş veya pirinçten yapılmış, ortasında kor ateş bulunan ve kenarlarına takılı üç zincirden tutularak taşınan sitile oturtulurdu. Sitil örtüsü ise, yuvarlak, atlas veya kadifeden, sırma, sim, pul, hatta inci ve elmas işlemeli olurdu.