Beni Eve Götür

  • 7 Nisan 2017 / 16.00
  • 12 Nisan 2017 / 19.00

Yönetmen: Abbas Kiarostami
İran, 2016, 16’, siyah-beyaz
Konuşmasız 

Bir çocuğun kapı eşiğine bıraktığı futbol topu sokağın merdivenlerinden aşağıya usulca yuvarlanmaya başlıyor, düşüyor ve düşüyor... Üstat Abbas Kiarostami, geçen yıl aramızdan ayrılmadan hemen önce bitirdiği bu kısa filmle bize hayatın gidişatı ve kaçınılmaz döngüsü üzerine 16 dakikalık benzersiz bir görsel şiir bırakıyor. İtalya’nın güneyinde çekilen filmde gündelik hayatın ritmiyle ve çocuksu bir coşkuyla savrulan, düşerek de olsa kendine uygun yolu bulan topun yolculuğu, bu fani hayata dair mükemmel yalınlıkta, meditatif ve incelikli bir yorum.

Bu film Seyfullah Samadian’ın Kiarostami hakkındaki Abbas Kiarostami ile 76 Dakika, 15 Saniye filminden önce Kiarostami anısına gösterilecektir.

Cinemania<br>36. İstanbul Film Festivali

Son Kuşlar

Cinemania<br>36. İstanbul Film Festivali

O da Beni Seviyor

Cinemania<br>36. İstanbul Film Festivali

Abbas Kiarostami ile 76 Dakika, 15 Saniye

Cinemania<br>36. İstanbul Film Festivali

Beni Eve Götür

İstanbul: Öncesi & Sonrası

İstanbul: Öncesi & Sonrası

Suna ve İnan Kıraç Vakfı Fotoğraf Koleksiyonu’ndan seçtiğimiz, 1850’lerden 1980’lere tarihlenen İstanbul fotoğraflarındaki manzara ve mekanları, bu yerlerin günümüzdeki görünümleriyle birlikte sunuyoruz!

ÇOK İŞ VAR YAPACAK <br>…lâkin zaman!

ÇOK İŞ VAR YAPACAK
…lâkin zaman!

Yitirilmiş bir dostun ardından ona, onun geride bıraktıklarına dönüp bakmak bugün bize ulaşanların izlerini sürerek ona dair, “eseri”ne dair bir şeyler yapmaya kalkışmak ne zor işmiş! Samih Rifat’ın, birbirimize seslendiğimizde kullandığımız unvanıyla “Samih Usta”nın fotoğrafları, filmleri, desenleri, çevirileri, şiirleri, kitapları ve defterleri etrafında, birlikte farklı kurumlarda mesai yaptığı arkadaşlarının çalıştığı Pera Müzesi’nde açılacak bir sergi ve başka bazı etkinlikler yapma  hazırlama sorumluluğunu üstlendiğimde doğrusu bu zorluğu sezmiş ama köklerinin ne denli derine inebileceğini tam olarak kavramamıştım. Birden fazla nedenle.

Osmanlı’da Kahve İkramı

Osmanlı’da Kahve İkramı

Osmanlı saray ve konak haremlerinde kahve ikramı törenle yapılırdı. Önce gümüş tatlı takımı ile tatlı (reçel) sunulur, ardından kahve ikramı başlardı. Kahve güğümü, tombak, gümüş veya pirinçten yapılmış, ortasında kor ateş bulunan ve kenarlarına takılı üç zincirden tutularak taşınan sitile oturtulurdu. Sitil örtüsü ise, yuvarlak, atlas veya kadifeden, sırma, sim, pul, hatta inci ve elmas işlemeli olurdu.