Şanghaylanmış Metin

Yönetmen: Ken Kobland
ABD; 1996, 19’47’’; renkli; İngilizce; Türkçe altyazılı 

Kendini “çalıntı imgeler”den yapılmış bir “kolaj” olarak tanımlayan Shanghaied Text, aralarında güçlü bir barajın görüntülerinin de bulunduğu sessiz Montana manzaralarıyla başlıyor. Baraj yıkılınca kendinizi bilinmeyen yerlere “şanghaylanmış” buluyorsunuz, buralarda Kobland tarihsel, lirik, cinsel ve siyasal referansların kışkırtıcı bir karışımıyla karşınıza dikiliyor. Vertov, Dovienko ve Buñuel’in filmlerinden alıntılar ve parçaların yanı sıra, Paris’in kurtuluşuna ait toplumsal protesto görüntülerini kullanan bu çalışma, Turandot’nun final korosuyla operavari bir sona ulaşıyor. Shanghaied Text kayda değer, yoğun ve sarsıcı bir yapıt; izleyiciyi siyasal ve kültürel mirasımız hakkında, teknolojinin geleceğimizdeki rolü ve yeri hakkında düşünmeye yöneltiyor.

Bellek Üzerine ya da Nasıl Çiftdüşünebilirim?

Sütle Balın Hikayesi

Bellek Üzerine ya da Nasıl Çiftdüşünebilirim?

Deniz Tarihtir

Bellek Üzerine ya da Nasıl Çiftdüşünebilirim?

Şanghaylanmış Metin

Bellek Üzerine ya da Nasıl Çiftdüşünebilirim?

Güneşsiz

Bellek Üzerine ya da Nasıl Çiftdüşünebilirim?

Körler / Jaluziler İçin

Charlotte Wells’ten Bir Not

Charlotte Wells’ten Bir Not

Hafıza güvenilmesi güç bir şeydir: ayrıntılar belirsizleşir ve öngörülemez bir hâl alır. Hatırlamak için gayret ettikçe daha az şey görürsünüz. Kendisini durmadan çürüten bir hafızanın anısı... Son zamanlarda kendimi, duyguların daha dirençli olduğu noktasında ikna etmeye çalışırken buluyorum; ne var ki bu, epey zor bir iş.

Tracey Emin: Mahremiyetin Kamusal Dili ve Otobiyografik Yaklaşımlar

Tracey Emin: Mahremiyetin Kamusal Dili ve Otobiyografik Yaklaşımlar

Tracey Emin, kişisel deneyimlerini saklamaktan ziyade sergileyerek, mahremiyeti çağdaş sanatın en görünür alanlarından birine taşıyan bir sanatçı. Ortak Duygular: British Council Koleksiyonu’ndan Yapıtlar sergisinde yer alan çalışmaları üzerinden, 1990’ların çağdaş sanat dünyasının en tartışmalı figürlerinden biri olan Emin’in, otobiyografik deneyimi sanat diline dönüştüren pratiğine yakından bakıyoruz.

Sergey Parajanov Anlatıyor

Sergey Parajanov Anlatıyor

“Olabilecek en kötü hapishane koşullarıyla karşılaştığımda, bir seçim yapmak zorunda olduğumu anladım: ya dibe vuracaktım ya da bir sanatçı olacaktım.”