Yan Pencere

  • 14 Şubat 2018 / 19.00
  • 4 Mart 2018 / 14.00

Yönetmen: Gustavo Taretto
Oyuncular: Pilar Lόpez de Ayala, Inés Efron, Rafa Ferro, Carla Peterson, Javier Drolas
Arjantin, Almanya, İspanya, 2011, 95’, renkli 
İspanyolca; Türkçe altyazılı 
 

Yan Pencere kurnazca kurgulanmış bir romantik komedi öyküsü içinde Buenos Aires’in iç ve dış mimarisinden yola çıkarak, bu şehirdeki yoğun kentsel dokunun toplumu ve insanları nasıl etkilediğini betimliyor. Hem kamusal hem de özel alanlar bağdaştırıcı teknolojiler ve sanal uygulamaların gölgesinde kaldığında, bu durum insanları bir yandan birleştirirken diğer yandan ayırabiliyor; tıpkı konut kulelerinin şehrin sakinlerini hem birleştiren hem de ayıran penceresiz yan duvarları ya da “medianeras” gibi. Bu romantik komedinin kadın baş kahramanı genç ve işsiz bir mimar olan Mariana çok katlı mağazaların vitrinlerini düzenlemek gibi yaratıcı ancak kendisini yalnızlığa mahkum eden bir iş yapmakta olduğundan artık cansız mankenlerin dışında bir arkadaşlığın özlemini çekmektedir. Sonunda, web tasarımcısı olan, arada sırada da köpek gezdiriciliği yapan ve hayatını zorlaştıran fobilerinden kurtulmaya çalışan Martin ile tanışır.

Bu filmin gösterimleri ücretsizdir. Rezervasyon alınmamaktadır.

Sessizlik ve Işık

Louis Kahn: Sessizlik ve Işık

Sessizlik ve Işık

Mimarın Göbeği

Sessizlik ve Işık

Yan Pencere

Sessizlik ve Işık

İnsan Ölçeği

Sessizlik ve Işık

Sonsuz Mutluluk

Sessizlik ve Işık

Mimar Babam: Bir Oğlun Yolculuğu

Sessizlik ve Işık

Kültür Katedralleri - Bölüm 1

Sessizlik ve Işık

Kültür Katedralleri – Bölüm 2

Yan Pencere

Bölgenin Hafızası

Bölgenin Hafızası

Hafıza nesneleri ilişkilendikleri coğrafyanın da hafızasını taşır. Temel maddesi toprak olan seramikler üretildikleri coğrafyaya doğrudan bağlanır: Toprakla birebir ilişki kuran seramik, üretildiği toprağın hafızasını da barındırır. Kütahya’nın kaolini bol, dolayısıyla da seramik üretimine elverişli toprağı burada çeşitli tekniklerin gelişmesine ve seramik atölyelerinin kurulmasına sebep olmuştur.

ÇOK İŞ VAR YAPACAK <br>…lâkin zaman!

ÇOK İŞ VAR YAPACAK
…lâkin zaman!

Yitirilmiş bir dostun ardından ona, onun geride bıraktıklarına dönüp bakmak bugün bize ulaşanların izlerini sürerek ona dair, “eseri”ne dair bir şeyler yapmaya kalkışmak ne zor işmiş! Samih Rifat’ın, birbirimize seslendiğimizde kullandığımız unvanıyla “Samih Usta”nın fotoğrafları, filmleri, desenleri, çevirileri, şiirleri, kitapları ve defterleri etrafında, birlikte farklı kurumlarda mesai yaptığı arkadaşlarının çalıştığı Pera Müzesi’nde açılacak bir sergi ve başka bazı etkinlikler yapma  hazırlama sorumluluğunu üstlendiğimde doğrusu bu zorluğu sezmiş ama köklerinin ne denli derine inebileceğini tam olarak kavramamıştım. Birden fazla nedenle.

Osmanlı’da Kahve İkramı

Osmanlı’da Kahve İkramı

Osmanlı saray ve konak haremlerinde kahve ikramı törenle yapılırdı. Önce gümüş tatlı takımı ile tatlı (reçel) sunulur, ardından kahve ikramı başlardı. Kahve güğümü, tombak, gümüş veya pirinçten yapılmış, ortasında kor ateş bulunan ve kenarlarına takılı üç zincirden tutularak taşınan sitile oturtulurdu. Sitil örtüsü ise, yuvarlak, atlas veya kadifeden, sırma, sim, pul, hatta inci ve elmas işlemeli olurdu.