1991: Punk'ın Patladığı Yıl

Yönetmen: Dave Markey
ABD, İngilizce, Türkçe altyazıyla, 99’, 1992, renkli


Dave Markey’in yönettiği 1991: Punk'ın Patladığı Yıl, tüm zamanların en ilham verici grupları arasında yer edinen Sonic Youth’un peşinde Avrupa’yı geziyor. Grubun bu etkileyici yolculuğu sırasında hikâyeye Sonic Youth’un peşinden giden ve adını müzik tarihine yazdıran Nirvana, Hole, Babes in Toyland gibi grupların yanı sıra, The Ramones gibi efsaneler de dahil oluyor.

Bu Müzik İzlenir!<br/> Müzik Belgeselleri

Kaçacak Yer Kalmadı

Bu Müzik İzlenir!<br/> Müzik Belgeselleri

Cure For Pain: Mark Sandman Hikayesi

Bu Müzik İzlenir!<br/> Müzik Belgeselleri

Afrika Semaları Altında

Bu Müzik İzlenir!<br/> Müzik Belgeselleri

İdollerini Öldür

Bu Müzik İzlenir!<br/> Müzik Belgeselleri

1991: Punk'ın Patladığı Yıl

Bu Müzik İzlenir!<br/> Müzik Belgeselleri

RIP!: Bir Remiks Manifestosu

Bu Müzik İzlenir!<br/> Müzik Belgeselleri

Haack...Techno'nun Kralı

Bu Müzik İzlenir!<br/> Müzik Belgeselleri

Işık Bizi Alana Kadar

Bu Müzik İzlenir!<br/> Müzik Belgeselleri

Source Ailesi

Bu Müzik İzlenir!<br/> Müzik Belgeselleri

Marley

Osmanlı’da Kahve İkramı

Osmanlı’da Kahve İkramı

Osmanlı saray ve konak haremlerinde kahve ikramı törenle yapılırdı. Önce gümüş tatlı takımı ile tatlı (reçel) sunulur, ardından kahve ikramı başlardı. Kahve güğümü, tombak, gümüş veya pirinçten yapılmış, ortasında kor ateş bulunan ve kenarlarına takılı üç zincirden tutularak taşınan sitile oturtulurdu. Sitil örtüsü ise, yuvarlak, atlas veya kadifeden, sırma, sim, pul, hatta inci ve elmas işlemeli olurdu.

Çıplak Kadından Çıplak Tene

Çıplak Kadından Çıplak Tene

Üryan, Çıplak, Nü: Türk Resminde Bir Modernleşme Öyküsü sergisi kapsamında, Cumhuriyet Gazetesi yazarı, Marmara ve Yeditepe Üniversitesi Öğretim Görevlisi Nazlı Pektaş’ın, serginin küratörü Ahu Antmen ile yaptığı ve kısa hali Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınlanan röportajın tamamını paylaşıyoruz.

Sergey Parajanov Anlatıyor

Sergey Parajanov Anlatıyor

“Olabilecek en kötü hapishane koşullarıyla karşılaştığımda, bir seçim yapmak zorunda olduğumu anladım: ya dibe vuracaktım ya da bir sanatçı olacaktım.”