Anadolu’nun Deli Kadınları

Yönetmenler: Aslı Özoğuz, Sedef Özoğuz
Türkiye, 2024, 90’, DCP, renkli
Türkçe; İngilizce altyazılı

Anadolu’nun Deli Kadınları belgeseli, Türkiye’de beş farklı bölgeden beş farklı jenerasyona, inançlara ve yaşamlara sahip olan beş kadını takip eder. Karadeniz’de fındık hasadı toplayan dört kuşak bir aileden İstanbul’un erkek egemen bölgesi Eminönü'nde tarihi bir kahvehane işleten Aslı’ya, Ege Denizi’nde tek başına doğum yapan Hira’dan, Muş’ta Alevi-Kürt köylerinin ovalarında çocukluğunu vadeden Hatice’ye ve Ankara’da trans bireylerin haklarını savunan Arya’ya, beş kadının özgürlük hayallerini dinlerken, etraflarındaki doğayla derin bağlarını gözlemleriz. 

Film ekibinin katılımıyla gerçekleşecektir.

DOCUMENTARIST 17. İstanbul Belgesel Günleri

Dargeçit

DOCUMENTARIST 17. İstanbul Belgesel Günleri

Küçük Buluntular

DOCUMENTARIST 17. İstanbul Belgesel Günleri

Sessiz Dans

DOCUMENTARIST 17. İstanbul Belgesel Günleri

Anadolu’nun Deli Kadınları

DOCUMENTARIST 17. İstanbul Belgesel Günleri

Yakto Terk Edilemez!

DOCUMENTARIST 17. İstanbul Belgesel Günleri

No.910

DOCUMENTARIST 17. İstanbul Belgesel Günleri

Kürdistan’da Sis ve Gece

DOCUMENTARIST 17. İstanbul Belgesel Günleri

Sweet Home Adana

DOCUMENTARIST 17. İstanbul Belgesel Günleri

Elizabeth’in Biricik Yaşamı

DOCUMENTARIST 17. İstanbul Belgesel Günleri

Zarafet ve Şiddet Arasında

DOCUMENTARIST 17. İstanbul Belgesel Günleri

60’’

DOCUMENTARIST 17. İstanbul Belgesel Günleri

Nehre Su Taşımak: 20. Yılında Anadolu Kültür

Heykele Geçiş

Heykele Geçiş

Manolo Valdés’in resimleri, maddesel bir mevcudiyet arayışındayken, bu arayış onun heykellerinde daha da belirgindir. Her geçen yıl, bu alanda daha üretken hale gelir. Günümüzde heykel, sanatçının zamanının ve çabalarının büyük bir bölümünü kapsıyor.

“Sönüp gitmektense yanıp kül olmak daha iyidir”

“Sönüp gitmektense yanıp kül olmak daha iyidir”

1962’de fluxus hareketinin önde gelen üyelerinden Philip Corner, Piano Activities (Piyano Etkinlikleri) başlıklı bir performans sırasında yaptıklarıyla ciddi müzik çevrelerinde büyük olay yaratmıştı.

Osmanlı’da Kahve İkramı

Osmanlı’da Kahve İkramı

Osmanlı saray ve konak haremlerinde kahve ikramı törenle yapılırdı. Önce gümüş tatlı takımı ile tatlı (reçel) sunulur, ardından kahve ikramı başlardı. Kahve güğümü, tombak, gümüş veya pirinçten yapılmış, ortasında kor ateş bulunan ve kenarlarına takılı üç zincirden tutularak taşınan sitile oturtulurdu. Sitil örtüsü ise, yuvarlak, atlas veya kadifeden, sırma, sim, pul, hatta inci ve elmas işlemeli olurdu.