Başka Tren Gıdı Gıdı

Yönetmen: Yasin Ali Türkeri
Türkiye, 2018, 80’, renkli, siyah-beyaz, Türkçe, Rusça, Yunanca; Türkçe, İngilizce altyazılı
 

Bu belgesel, 1937 yılında Sovyet Rusya’nın desteğiyle inşa edilen Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası’nın tarih içerisindeki yolculuğunu, fabrikaya ait bir tren olan Gıdı Gıdı üzerinden anlatıyor. Gıdı Gıdı, bugün kapalı haldeki fabrikanın içinde sessiz sedasız, hiç gelmeyecek yolcularını bekliyor.

Ulusal Belgesel Yarışması <br>37. İstanbul Film Festivali

Araf

Ulusal Belgesel Yarışması <br>37. İstanbul Film Festivali

Başka Tren Gıdı Gıdı

Ulusal Belgesel Yarışması <br>37. İstanbul Film Festivali

Fındıktan Sonra

Ulusal Belgesel Yarışması <br>37. İstanbul Film Festivali

Güzel Adam Süreyya

Ulusal Belgesel Yarışması <br>37. İstanbul Film Festivali

Onun Filmi

Ulusal Belgesel Yarışması <br>37. İstanbul Film Festivali

Parçalar

Ulusal Belgesel Yarışması <br>37. İstanbul Film Festivali

Saraybosna Yürüyüşü

Ulusal Belgesel Yarışması <br>37. İstanbul Film Festivali

Turtle Shells

Ulusal Belgesel Yarışması <br>37. İstanbul Film Festivali

Yerel TV

Ulusal Belgesel Yarışması <br>37. İstanbul Film Festivali

Zavar, Çocuk ve Keklik

Başka Tren Gıdı Gıdı

Konstantinopolis’te Mucizevi Şifalar

Konstantinopolis’te Mucizevi Şifalar

Göz kamaştırıcı güzellikleriyle Konstantinopolis’in ihtişamını yaratan kutsal mekânlar, aynı zamanda değerli röliklerin saklandığı yerlerdi ve bu nedenle şifa kaynaklarıydı. 

Gilbert ve George: Yaşayan Heykeller ve “Grid”ler

Gilbert ve George: Yaşayan Heykeller ve “Grid”ler

Gilbert ve George, sanatla hayat arasındaki sınırı tamamen silmeyi amaçlayan radikal bir ikili. Ortak Duygular: British Council Koleksiyonu’ndan Yapıtlar sergisi kapsamında hazırlanan  bu yazıda, ikilinin “yaşayan heykel” anlayışını, grid tekniğini ve gündelik hayatı sanatın merkezine taşıyan benzersiz pratiklerini inceliyoruz.

Sergey Parajanov Anlatıyor

Sergey Parajanov Anlatıyor

“Olabilecek en kötü hapishane koşullarıyla karşılaştığımda, bir seçim yapmak zorunda olduğumu anladım: ya dibe vuracaktım ya da bir sanatçı olacaktım.”