Fernando Eimbcke – So Yong Kim Mektuplaşması

  • 18 Ekim 2014 / 19.00
  • 30 Ekim 2014 / 19.00

Meksika, ABD, Almanya, 2010–2011, HDV, renkli, 41’
İspanyolca, İngilizce; Türkçe altyazılı

Meksikalı yönetmen Fernando Eimbcke ve yeni Amerikan bağımsız sinemasının temsilcisi So Yong Kim, gündelik adetleri ve aile yaşamlarının yansımalarından oluşan sekiz parçayı birbirlerine gönderiyorlar. Bunlar, bir örümcek ağında dans eden bir yaprak, deniz kenarındaki günbatımları, Eimbcke’nin babası ile birlikte babasının hastalığının hikayesini anlatan annesi, çocukluk dönemine dair sohbetler, bebek ve salyangoz fotoğrafları ve Berlin’deki bir pencereden görünen görüntüleri içeriyor. Bu minimalist ve kişisel bir film.

Sinematik Mektuplar<br/>Bir Yönetmenden Diğerine

José Luis Guerín – Jonas Mekas Mektuplaşması

Sinematik Mektuplar<br/>Bir Yönetmenden Diğerine

Jaime Rosales – Wang Bing Mektuplaşması

Sinematik Mektuplar<br/>Bir Yönetmenden Diğerine

Isaki Lacuesta – Naomi Kawase Mektuplaşması

Sinematik Mektuplar<br/>Bir Yönetmenden Diğerine

Fernando Eimbcke – So Yong Kim Mektuplaşması

Sinematik Mektuplar<br/>Bir Yönetmenden Diğerine

Albert Serra – Lisandro Alonso Mektuplaşması

Camın Doğuşu: Åsa Jungnelius’un Eserlerine Dair <br> Bazı Düşünceler

Camın Doğuşu: Åsa Jungnelius’un Eserlerine Dair
Bazı Düşünceler

Zihnimde iki imge var. Birinde, yaşlı, buruşmuş bir adam torununu sevinçle havaya kaldırıyor. Diğerinde ise, asırlık bir armut ağacının dalları meyveyle dolup taşıyor. İkisi de yaşlanma ile yenilenmenin kesişen süreçlerinde yerçekimi ile yükselişin ahengine dair oldukça derin bir şey söylüyor gibi. Yaşlı adam ve bebekten başlayalım.

Leonardo’nun Atı

Leonardo’nun Atı

Leonardo da Vinci, 1493’te, tam 500 yıl önce, Milano Dükü Ludovico il Moro’nun 12 yıl önce babasının anısına sipariş ettiği atlı anıtın (doğal büyüklüğün 4 katı boyda) dökümü için hazırlıkları bitirmek üzereydi.

Buram Buram Kahve Kokan 17 Instagram Hesabı

Buram Buram Kahve Kokan 17 Instagram Hesabı

Kahve o kadar uzun zamandır bizimle ki, onsuz bir sosyal yaşamı düşünmek güç. Hatta sanki onunla hiç tanışmasaydık da “Bu hayatta bir şey eksik ama adını koyamıyorum.” gibi bir hisse kapılırdık. Şakası bir yana, sizce nasıl oldu da kahve insanlık tarihinin farklı dönemlerinde hep kendine has bir yer edinmeyi ve gündelik yaşamımızda bu denli kök salmayı başardı?