José Luis Guerín – Jonas Mekas Mektuplaşması

  • 17 Ekim 2014 / 20.00
  • 31 Ekim 2014 / 20.00

İspanya, ABD, 2009–2011, HDV, DV, renkli, siyah ve beyaz, 99’
İspanyolca, İngilizce; Türkçe altyazılı


Sevgili Jonas, sevgili José Luis – sinema üzerine dokuz kısa filmden oluşan bu mektuplaşma, klasik tarzda bir selamlama ve veda içeriyor. Amerikan avangardının kıdemli ismi Jonas Mekas ve Katalan yönetmen José Luis Guerín dünyanın dört bir yanında kendi hayatlarından enstantaneleri filme alıyor; karda araba sürüşlerini, Ken ve Flo Jakobs’ı ya da New York caddelerindeki güvercinleri, boş bir sinema perdesindeki yansımaları veya Sloven film eleştirmeni Nika Bohinc’le yapılan dokunaklı bir sohbeti çekiyorlar. Çoğunlukla da film yapımı ve ikisinin birbirinden çok farklı olan çalışma metotları temayı oluşturuyor. Bu iki farklı mizaç arasındaki bir mektuplaşma - Guerín’in siyah ve beyazla stilize , Mekas’ın vahşi video kamerası – ama aynı zamanda, gerçek mektup arkadaşlarının bir çalışması.

Sinematik Mektuplar<br/>Bir Yönetmenden Diğerine

José Luis Guerín – Jonas Mekas Mektuplaşması

Sinematik Mektuplar<br/>Bir Yönetmenden Diğerine

Jaime Rosales – Wang Bing Mektuplaşması

Sinematik Mektuplar<br/>Bir Yönetmenden Diğerine

Isaki Lacuesta – Naomi Kawase Mektuplaşması

Sinematik Mektuplar<br/>Bir Yönetmenden Diğerine

Fernando Eimbcke – So Yong Kim Mektuplaşması

Sinematik Mektuplar<br/>Bir Yönetmenden Diğerine

Albert Serra – Lisandro Alonso Mektuplaşması

Bir Fotoğrafçı Biyografisi Pascal Sebah

Bir Fotoğrafçı Biyografisi Pascal Sebah

1857’de Beyoğlu Postacılar Caddesi’nde “El Chark Societe Photograhic” adlı bir stüdyo açan levanten kökenli Pascal Sébah, 1860 yılında fotoğraf tekniğini iyi bilen ve bu alanda Paris’te çalışmalar yapmış A. Laroche adında bir Fransızla birlikte çalışmalarını sürdürmek üzere Rus Elçiliği’nin bitişiğindeki stüdyosuna taşınır...

Stephen Chambers "Büyük Ülke"

Stephen Chambers "Büyük Ülke"

Kraliyet Sanat Akademisi, Stephen Chambers’a Ana Galeriler’in Weston Salonları’nda düzenlenecek, temalı bir sergi için yeni işler üretme fırsatı sunduğunda sanatçı baskıya ve onun sunduğu imkânlara yöneldi.

18 ve 19. Yüzyıl Resimlerinde Camiler

18 ve 19. Yüzyıl Resimlerinde Camiler

Batılı ressamların eserlerinde camiler İstanbul kentinin kimliğini yansıtan başlıca mimari unsurlar olarak karşımıza çıkar. Bazen resimde gösterilen kentin İstanbul olduğunu sadece camilere bakarak anlayabiliriz. Detaylar gerçekle uyuşmasa da, deniz ve ufukta bazen abartılı ölçülerle verilen camiler mekanın tartışmasız biçimde İstanbul olduğunu söyler bize.