Gir Kanıma

  • 31 Ekim 2017 / 19.00
  • 8 Kasım 2017 / 17.00

Yönetmen: Tomas Alfredson
Oyuncular: Kåre Hedebrant, Lina Leandersson, Per Ragnar, Henrik Dahl
İsveç, 2008, 115', renkli 
İsveççe, İspanyolca; Türkçe altyazılı

Bir yanıyla büyüme, bir yanıyla vampir hikayesi olan Gir Kanıma, benzerlerinden farklı olarak hem sevecen, hem de ekonomik bir anlatıma sahip ve insanı sessizce irkiltiyor. Yönetmen Tomas Alfredson filmde fantastik malzemeye her gün karşılaştığımız şey muamelesi yapıyor. Kanlı sahneler olsa da Alfredson bunları abartısız bir keskinlikle ele alıyor ve bu sahnelerin ürkütücü sakinliği onları tüyler ürpertici ve unutulmaz kılıyor. Her ne kadar sonunda karanlık ağır bassa da film, yetenekli genç oyuncuların incelikle canlandırdığı Oskar ve Eli arasındaki ilişkiye odaklanıyor. Her ikisi de kasvetli hikayenin içinde doğal bir masumiyet yayıyor ve böylece süreğen bir umut hissi veriyorlar.

Sıra Dışı Vampirler

Valerie ve Harikalar Haftası

Sıra Dışı Vampirler

Kuduz

Sıra Dışı Vampirler

Karanlığa Yakın

Sıra Dışı Vampirler

Cronos

Sıra Dışı Vampirler

Gir Kanıma

Sıra Dışı Vampirler

Bir Vampir Hikayesi

Sıra Dışı Vampirler

Sadece Aşıklar Hayatta Kalır

Sıra Dışı Vampirler

Gece Yarısı Sokakta Tek Başına Bir Kız

Sıra Dışı Vampirler

Aylak Vampirler

Sıra Dışı Vampirler

Deniz Kızlarının Şarkısı

Sıra Dışı Vampirler

Dönüşüm

İstanbul: Öncesi & Sonrası

İstanbul: Öncesi & Sonrası

Suna ve İnan Kıraç Vakfı Fotoğraf Koleksiyonu’ndan seçtiğimiz, 1850’lerden 1980’lere tarihlenen İstanbul fotoğraflarındaki manzara ve mekanları, bu yerlerin günümüzdeki görünümleriyle birlikte sunuyoruz!

Osmanlı’da Kahve İkramı

Osmanlı’da Kahve İkramı

Osmanlı saray ve konak haremlerinde kahve ikramı törenle yapılırdı. Önce gümüş tatlı takımı ile tatlı (reçel) sunulur, ardından kahve ikramı başlardı. Kahve güğümü, tombak, gümüş veya pirinçten yapılmış, ortasında kor ateş bulunan ve kenarlarına takılı üç zincirden tutularak taşınan sitile oturtulurdu. Sitil örtüsü ise, yuvarlak, atlas veya kadifeden, sırma, sim, pul, hatta inci ve elmas işlemeli olurdu.

ÇOK İŞ VAR YAPACAK <br>…lâkin zaman!

ÇOK İŞ VAR YAPACAK
…lâkin zaman!

Yitirilmiş bir dostun ardından ona, onun geride bıraktıklarına dönüp bakmak bugün bize ulaşanların izlerini sürerek ona dair, “eseri”ne dair bir şeyler yapmaya kalkışmak ne zor işmiş! Samih Rifat’ın, birbirimize seslendiğimizde kullandığımız unvanıyla “Samih Usta”nın fotoğrafları, filmleri, desenleri, çevirileri, şiirleri, kitapları ve defterleri etrafında, birlikte farklı kurumlarda mesai yaptığı arkadaşlarının çalıştığı Pera Müzesi’nde açılacak bir sergi ve başka bazı etkinlikler yapma  hazırlama sorumluluğunu üstlendiğimde doğrusu bu zorluğu sezmiş ama köklerinin ne denli derine inebileceğini tam olarak kavramamıştım. Birden fazla nedenle.