Samuray

  • 22 Aralık 2013 / 14.00
  • 28 Aralık 2013 / 16.00

Yönetmen: Gaspar Scheuer
Oyuncular:  Norma Aleandro, Alejandro Awada, Agustina Muñoz
Arjantin; 94’, 2012, renkli
İspanyolca; Türkçe altyazıyla

19. yüzyıl, Arjantin. Genç bir Japon göçmeni olan Takeo, efsanevi samuray Saigo Takamori’yi aramak için tek başına dağlara çıkmaya karar veriyor – Arjantin’de sürgünde olan Takamori, Takeo’nun büyükbabasına bakılırsa imparatoru devirmek için yeni bir ordu kurmakla meşgul. Yolda Takeo Arjantin ordusunun eski askerlerinden Sin Brazos’la karşılaşıyor; Brazos, Takamori’nin nerede saklandığını bildiğini iddia ediyor. İki adam yeni maceralara doğru birlikte yola çıkıyor.

Arjantin<br/> Latin Amerika'dan Öyküler

Son Elvis

Arjantin<br/> Latin Amerika'dan Öyküler

Dünyanın Sonundaki Su

Arjantin<br/> Latin Amerika'dan Öyküler

Akasyalar

Arjantin<br/> Latin Amerika'dan Öyküler

Samuray

Samuray

Bölgenin Hafızası

Bölgenin Hafızası

Hafıza nesneleri ilişkilendikleri coğrafyanın da hafızasını taşır. Temel maddesi toprak olan seramikler üretildikleri coğrafyaya doğrudan bağlanır: Toprakla birebir ilişki kuran seramik, üretildiği toprağın hafızasını da barındırır. Kütahya’nın kaolini bol, dolayısıyla da seramik üretimine elverişli toprağı burada çeşitli tekniklerin gelişmesine ve seramik atölyelerinin kurulmasına sebep olmuştur.

ÇOK İŞ VAR YAPACAK <br>…lâkin zaman!

ÇOK İŞ VAR YAPACAK
…lâkin zaman!

Yitirilmiş bir dostun ardından ona, onun geride bıraktıklarına dönüp bakmak bugün bize ulaşanların izlerini sürerek ona dair, “eseri”ne dair bir şeyler yapmaya kalkışmak ne zor işmiş! Samih Rifat’ın, birbirimize seslendiğimizde kullandığımız unvanıyla “Samih Usta”nın fotoğrafları, filmleri, desenleri, çevirileri, şiirleri, kitapları ve defterleri etrafında, birlikte farklı kurumlarda mesai yaptığı arkadaşlarının çalıştığı Pera Müzesi’nde açılacak bir sergi ve başka bazı etkinlikler yapma  hazırlama sorumluluğunu üstlendiğimde doğrusu bu zorluğu sezmiş ama köklerinin ne denli derine inebileceğini tam olarak kavramamıştım. Birden fazla nedenle.

Osmanlı’da Kahve İkramı

Osmanlı’da Kahve İkramı

Osmanlı saray ve konak haremlerinde kahve ikramı törenle yapılırdı. Önce gümüş tatlı takımı ile tatlı (reçel) sunulur, ardından kahve ikramı başlardı. Kahve güğümü, tombak, gümüş veya pirinçten yapılmış, ortasında kor ateş bulunan ve kenarlarına takılı üç zincirden tutularak taşınan sitile oturtulurdu. Sitil örtüsü ise, yuvarlak, atlas veya kadifeden, sırma, sim, pul, hatta inci ve elmas işlemeli olurdu.