Big Easy Express

  • 9 Şubat 2020 / 15.00
  • 29 Şubat 2020 / 15.00

Yönetmen: Emmett Malloy
ABD, 2012, 67', BluRay, renkli, siyah-beyaz
İngilizce; Türkçe altyazılı

3 grup, 6 şehir, 1 tren ve raylarda binlerce kilometre… Big Easy Express müzikal bir yolculuğu perdeye yansıtıyor. Demiryollarının parlak günlerinin ezgilerine kulak veren üç müzik grubu 2011 yılının Nisan ayında nostaljikbir trenle Amerika turnesine çıkar. Edward Sharpe & The Magnetic Zeros, Old Crow Medicine Show ve Mumford & Sons adlı müzik grupları Oakland demiryolu depolarından trene atladıkları gibi raylar üzerinden New Orleans’a doğru bir “düşler turnesine” çıkarlar. Big Easy Express bu grupların demiryolu serüvenlerini belgeliyor: yüksek kanyonlar, neşeli kitleler, ürpertici gökyüzü manzaraları, gecenin geç saatlerinde çınlayan kahkahalar ve bitmeyen müziğiyle rayların üzerinde görkemli bir yolculuğa çıkmış bir tren…

Bir Yolculuktan Hatıralar

Kanlı Toprak

Bir Yolculuktan Hatıralar

Biletler

Bir Yolculuktan Hatıralar

American Honey

Bir Yolculuktan Hatıralar

Big Easy Express

Bir Yolculuktan Hatıralar

Yollardayım Çünkü Mecburum, Geri Geliyorum Çünkü Seni Seviyorum

Korku ve Kıyametin Baş Döndürücü Bir İfadesi  <br> Tsang Kin-Wah

Korku ve Kıyametin Baş Döndürücü Bir İfadesi
Tsang Kin-Wah

Pera Müzesi, İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) işbirliğiyle, 16 Eylül – 12 Kasım 2017 tarihleri arasında 15. İstanbul Bienali’ne ev sahipliği yapıyor. Müzede 17 sanatçının eserleri yer alıyor. Bienal boyunca bu sanatçıları ve eserlerini blogumuzda ele alıyoruz!

Cumhuriyet Bayramı Kutlu Olsun!

Cumhuriyet Bayramı Kutlu Olsun!

Sanatçı Benoît Hamet, bu yıl 10. yaşını kutlayan Pera Müzesi’nin koleksiyonlarından öne çıkan eserleri yeniden yorumluyor. Hamet, hem gerçek hem kurgusal “tarihi” olaylara mizahi bir bakış sunuyor.

 

Akışkan Rego

Akışkan Rego

Her ne kadar Rego, geç de olsa, çağının öncü feministlerinden biri olarak kabul edilmişse de, cinsel akışkanlığı ele alışıyla ilgili çok az şey yazılmıştır. Hatta çizim ve resimlerindeki sado-mazoşist akım, partiarka ile sömürülen kadın arasındaki klasik çatışmanın bir okuması olarak anlaşılmıştır. Türkiye ve Almanya’daki ilk müze sergileri, Rego’nun toplumsal cinsiyet ve kimlik hakkında sanıldığının çok ötesinde akışkan bir anlayışa sahip olduğunu gösteriyor.