Biz Radyoyu Çok Sevdik

Yönetmenler: Nazan Haydari, Özden Cankaya, Cem Hakverdi
Türkiye, 2024, 67', DCP, renkli
Türkçe; İngilizce altyazılı

Biz Radyoyu Çok Sevdik, radyo yayıncılığını bir mücadele alanı olarak tanımlayarak hikâyesini 1970’lerde radyo yayıncısı olarak çalışmış olan kadınların deneyimleri ve sesleri üzerine inşa ediyor. Belgeselin çıkış noktası “Türkiye Tarihinde Kadın Radyocular” başlıklı sözlü tarih projesidir.

Film ekibinin katılımıyla gerçekleşecektir.

DOCUMENTARIST <br>18. İstanbul Belgesel Günleri

Bellekvari: KuirFest'in Sözlü Tarihi

DOCUMENTARIST <br>18. İstanbul Belgesel Günleri

100: İnsan Apoyevmatini ile Doğar, Apoyevmatini ile Ölür

DOCUMENTARIST <br>18. İstanbul Belgesel Günleri

Mardiros'dan Bu Yana

DOCUMENTARIST <br>18. İstanbul Belgesel Günleri

Kavak Ağacının Gölgesinde

DOCUMENTARIST <br>18. İstanbul Belgesel Günleri

E Blok Daire 5

DOCUMENTARIST <br>18. İstanbul Belgesel Günleri

Bir Garip Rüya Rengi

DOCUMENTARIST <br>18. İstanbul Belgesel Günleri

Ezda

DOCUMENTARIST <br>18. İstanbul Belgesel Günleri

Domates Biber Depresyon

DOCUMENTARIST <br>18. İstanbul Belgesel Günleri

Sürgün Asla Bitmez

DOCUMENTARIST <br>18. İstanbul Belgesel Günleri

Bir Arkadaşlık Hatırası

DOCUMENTARIST <br>18. İstanbul Belgesel Günleri

Seva

DOCUMENTARIST <br>18. İstanbul Belgesel Günleri

Bazen Hep Birlikte

DOCUMENTARIST <br>18. İstanbul Belgesel Günleri

İris Yürüyüşü

DOCUMENTARIST <br>18. İstanbul Belgesel Günleri

Biz Radyoyu Çok Sevdik

DOCUMENTARIST <br>18. İstanbul Belgesel Günleri

Elibirlik: Yırcalı Kadınlar

DOCUMENTARIST <br>18. İstanbul Belgesel Günleri

Traugott

Sergey Parajanov Anlatıyor

Sergey Parajanov Anlatıyor

“Olabilecek en kötü hapishane koşullarıyla karşılaştığımda, bir seçim yapmak zorunda olduğumu anladım: ya dibe vuracaktım ya da bir sanatçı olacaktım.”

Çıplak Kadından Çıplak Tene

Çıplak Kadından Çıplak Tene

Üryan, Çıplak, Nü: Türk Resminde Bir Modernleşme Öyküsü sergisi kapsamında, Cumhuriyet Gazetesi yazarı, Marmara ve Yeditepe Üniversitesi Öğretim Görevlisi Nazlı Pektaş’ın, serginin küratörü Ahu Antmen ile yaptığı ve kısa hali Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınlanan röportajın tamamını paylaşıyoruz.

Osmanlı’da Kahve İkramı

Osmanlı’da Kahve İkramı

Osmanlı saray ve konak haremlerinde kahve ikramı törenle yapılırdı. Önce gümüş tatlı takımı ile tatlı (reçel) sunulur, ardından kahve ikramı başlardı. Kahve güğümü, tombak, gümüş veya pirinçten yapılmış, ortasında kor ateş bulunan ve kenarlarına takılı üç zincirden tutularak taşınan sitile oturtulurdu. Sitil örtüsü ise, yuvarlak, atlas veya kadifeden, sırma, sim, pul, hatta inci ve elmas işlemeli olurdu.