Üç Hikaye

  • 13 Mart 2016 / 16.00
  • 19 Mart 2016 / 17.00
  • 27 Mart 2016 / 15.00

Yönetmen: Kira Muratova
Oyuncular: Sergey Makovetskiy, Leonid Kushnir, Zhan Daniel |
Rusya, Ukrayna, 1997, 105’, renkli
Rusça; Türkçe altyazıyla

Üç Hikaye, Muratova’nın Astenik Sendrom’dan sonraki en başarılı ve aynı zamanda en tartışmalı filmiydi. Film, birbirine ortak bir cinayet temasıyla bağlanan üç kısa filmden oluşuyor. Başlıkları –“6 No’lu Kalorifer Dairesi”, “Ofelia” ve “Ölüm ve Bakire”- yüksek kültürün klasiklerine esprili göndermeler yapıyor ve Muratova’nın hem Tarantino’nun Pulp Fiction’ına, hem de Rus edebiyatı ve sinemasının didaktik geleneklerine meydan okuyuşunu simgeliyor. Yönetmen karşımıza soğukkanlılıkla işlenmiş dört cinayet çıkarıyor: Bir boğaz kesme, bir boğma, bir boğulma, bir de zehirleme; dördü de bunun sinema olduğunu izleyiciye hatırlatmak istercesine şiddeti estetize ediyor. Muratova ahlaki bir yargı vermekten kaçınıyor, hikayelerini kara komedi tarzında anlatıyor, ama Rus film eleştirmenleri onun bu mesafeli anlatımı karşısında şaşkınlığa kapıldı. Filmde cezalandırılmayan suçlar belki de kariyeri boyunca sansürlenen ve çok daha küçük suçlar için acımasızca eleştirilen bir yönetmenin intikamıydı. - Jane Taubman

Kira Muratova <br/>Gölgede Kalan Aşk

Kısa Karşılaşmalar

Kira Muratova <br/>Gölgede Kalan Aşk

Tutkular

Kira Muratova <br/>Gölgede Kalan Aşk

Astenik Sendrom

Kira Muratova <br/>Gölgede Kalan Aşk

Akortçu

Kira Muratova <br/>Gölgede Kalan Aşk

Üç Hikaye

Kira Muratova <br/>Gölgede Kalan Aşk

Çehov’un Motifleri

Bölgenin Hafızası

Bölgenin Hafızası

Hafıza nesneleri ilişkilendikleri coğrafyanın da hafızasını taşır. Temel maddesi toprak olan seramikler üretildikleri coğrafyaya doğrudan bağlanır: Toprakla birebir ilişki kuran seramik, üretildiği toprağın hafızasını da barındırır. Kütahya’nın kaolini bol, dolayısıyla da seramik üretimine elverişli toprağı burada çeşitli tekniklerin gelişmesine ve seramik atölyelerinin kurulmasına sebep olmuştur.

Heykele Geçiş

Heykele Geçiş

Manolo Valdés’in resimleri, maddesel bir mevcudiyet arayışındayken, bu arayış onun heykellerinde daha da belirgindir. Her geçen yıl, bu alanda daha üretken hale gelir. Günümüzde heykel, sanatçının zamanının ve çabalarının büyük bir bölümünü kapsıyor.

Osmanlı’da Kahve İkramı

Osmanlı’da Kahve İkramı

Osmanlı saray ve konak haremlerinde kahve ikramı törenle yapılırdı. Önce gümüş tatlı takımı ile tatlı (reçel) sunulur, ardından kahve ikramı başlardı. Kahve güğümü, tombak, gümüş veya pirinçten yapılmış, ortasında kor ateş bulunan ve kenarlarına takılı üç zincirden tutularak taşınan sitile oturtulurdu. Sitil örtüsü ise, yuvarlak, atlas veya kadifeden, sırma, sim, pul, hatta inci ve elmas işlemeli olurdu.