John Sanborn, Kit Fitzgerald (Antarctica)

Ear to the Ground (Yere Kulak Ver), 1982

4 dak. 25 s., renkli, sesli

New York, Electronic Arts Intermix (EAI) izniyle

John Sanborn video sanatının öncülerinden biridir. Ear to the Ground’da performans sanatçısı David Van Tieghem, Manhattan’ı bir müzik enstrümanı gibi kullanır, kaldırım, binalar ve telefon kulübelerinin yüzeylerine vurarak yaratıcı perküsyon sesleri çıkarır. Bu performans çeşitli ticari müzik videolarında defalarca taklit edilmiştir.

Bu Bir Müzik Videosu Değil

Joseph Beuys

Bu Bir Müzik Videosu Değil

Dara Birnbaum

Bu Bir Müzik Videosu Değil

John Sanborn, Kit Fitzgerald (Antarctica)

Bu Bir Müzik Videosu Değil

Pipilotti Rist

Bu Bir Müzik Videosu Değil

Bjørn Melhus

Bu Bir Müzik Videosu Değil

Charley Case

Bu Bir Müzik Videosu Değil

Olaf Breuning

Bu Bir Müzik Videosu Değil

Cheryl Donegan

Bu Bir Müzik Videosu Değil

Ana Laura Aláez

Bu Bir Müzik Videosu Değil

Marc Bijl

Bu Bir Müzik Videosu Değil

Carles Congost

Bu Bir Müzik Videosu Değil

Joan Morey

Bu Bir Müzik Videosu Değil

Adel Abidin

Bu Bir Müzik Videosu Değil

Hugo Alonso

Bu Bir Müzik Videosu Değil

Charles Atlas

Bu Bir Müzik Videosu Değil

Jesús Hernández

Bu Bir Müzik Videosu Değil

Jorge Galindo ve Santiago Sierra

Bu Bir Müzik Videosu Değil

César Pesquera

Çıplak Kadından Çıplak Tene

Çıplak Kadından Çıplak Tene

Üryan, Çıplak, Nü: Türk Resminde Bir Modernleşme Öyküsü sergisi kapsamında, Cumhuriyet Gazetesi yazarı, Marmara ve Yeditepe Üniversitesi Öğretim Görevlisi Nazlı Pektaş’ın, serginin küratörü Ahu Antmen ile yaptığı ve kısa hali Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınlanan röportajın tamamını paylaşıyoruz.

Osmanlı’da Kahve İkramı

Osmanlı’da Kahve İkramı

Osmanlı saray ve konak haremlerinde kahve ikramı törenle yapılırdı. Önce gümüş tatlı takımı ile tatlı (reçel) sunulur, ardından kahve ikramı başlardı. Kahve güğümü, tombak, gümüş veya pirinçten yapılmış, ortasında kor ateş bulunan ve kenarlarına takılı üç zincirden tutularak taşınan sitile oturtulurdu. Sitil örtüsü ise, yuvarlak, atlas veya kadifeden, sırma, sim, pul, hatta inci ve elmas işlemeli olurdu.

ÇOK İŞ VAR YAPACAK <br>…lâkin zaman!

ÇOK İŞ VAR YAPACAK
…lâkin zaman!

Yitirilmiş bir dostun ardından ona, onun geride bıraktıklarına dönüp bakmak bugün bize ulaşanların izlerini sürerek ona dair, “eseri”ne dair bir şeyler yapmaya kalkışmak ne zor işmiş! Samih Rifat’ın, birbirimize seslendiğimizde kullandığımız unvanıyla “Samih Usta”nın fotoğrafları, filmleri, desenleri, çevirileri, şiirleri, kitapları ve defterleri etrafında, birlikte farklı kurumlarda mesai yaptığı arkadaşlarının çalıştığı Pera Müzesi’nde açılacak bir sergi ve başka bazı etkinlikler yapma  hazırlama sorumluluğunu üstlendiğimde doğrusu bu zorluğu sezmiş ama köklerinin ne denli derine inebileceğini tam olarak kavramamıştım. Birden fazla nedenle.