Saraybosna'da Ölüm

  • 24 Ekim 2018 / 19.00
  • 28 Ekim 2018 / 16.00

Yönetmen: Danis Tanović
Oyuncular: Jacques Weber, Izudin Bajrović, Snežana Vidović, Vedrana Seksan
Fransa, Bosna Hersek, 2016, 85', renkli
Boşnakça, Fransızca, İngilizce; Türkçe altyazılı
 
Saraybosna, 28 Haziran 2014. Hotel Europa’nın müdürü, Franz Ferdinand’ın 1. Dünya Savaşı’nın fitilini ateşleyen merminin atılması ile suikasta uğramasının 100. yılı dolayısıyla gerçekleşecek olan Avrupa Birliği Galası için hazırlanmaktadır. Ancak, aynı esnada iki aydır maaşlarını alamamış olan otel personeli ise greve gitme planları kurmaktadır. Fransız felsefeci, gazeteci ve yazar Bernard-Henri Levy’nin oyunundan uyarlanan bu filmde yönetmen Danis Tanović, politik düşlere ve kabuslara ilişkin güldürürken düşündüren ibretlik bir öykü anlatıyor. Kiler geçitlerinden güneşli çatı terasına kadar her yerini sergilediği Hotel Europa, bir umut, şiddet ve ölüm arenasına dönüşüyor.
 
Bu filmin gösterimleri ücretsizdir. Rezervasyon alınmamaktadır.

Belleğin Mirası: Danis Tanović

Tarafsız Bölge

Belleğin Mirası: Danis Tanović

Cehennem

Belleğin Mirası: Danis Tanović

Güzel Bir Hayat Düşlerken

Belleğin Mirası: Danis Tanović

Bir Hurdacının Hayatı

Belleğin Mirası: Danis Tanović

Saraybosna'da Ölüm

Saraybosna'da Ölüm

Haliç

Haliç

Batılı ressamların İstanbul’u konu alan resimleri söz konusu olduğunda Haliç çok özel bir yere ve öneme sahiptir. Topkapı Sarayı ve anıtsal yapıların yer aldığı Tarihi Yarımada’yla, batılıların konakladığı, yabancı elçiliklerin yer aldığı Galata’yı birbirinden ayıran bu su kütlesi, geçişimli bir sınır gibidir adeta. 

Pera Müzesi’nin Genç Sergileri

Pera Müzesi’nin Genç Sergileri

Pera Müzesi’nin sergiler ekibinden Begüm Akkoyunlu ve Tania Bahar ilk açıldığımız günden bu yana süregelen ve artık bir gelenek halini alan “Genç Sergiler”in hikâyesini Pera Müzesi Blog için anlatıyor!

Akışkan Rego

Akışkan Rego

Her ne kadar Rego, geç de olsa, çağının öncü feministlerinden biri olarak kabul edilmişse de, cinsel akışkanlığı ele alışıyla ilgili çok az şey yazılmıştır. Hatta çizim ve resimlerindeki sado-mazoşist akım, partiarka ile sömürülen kadın arasındaki klasik çatışmanın bir okuması olarak anlaşılmıştır. Türkiye ve Almanya’daki ilk müze sergileri, Rego’nun toplumsal cinsiyet ve kimlik hakkında sanıldığının çok ötesinde akışkan bir anlayışa sahip olduğunu gösteriyor.